Hapiste Yabancı

Hapiste Yabancı

 

Bu site, Türkiye hapishanelerdeki yabancı uyruklu ya da sadece yabancı olarak anılan mahpusların durumunu yansıtmak için kuruldu. Sitenin amacı bu mahpusların durumlarını, kendilerine özgü ihtiyaçlarını, sorunlarını ve çözüm önerilerini ortaya koyabilmek, bu konuda bir farkındalık oluşturmak ve konuya ilgili sivil toplum örgütleriyle yabancı mahpuslar arasında bir iletişim ağı oluşturabilmektir.

Site, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) Kasım 2012 tarihinde başlatmış olduğu Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi kapsamında kurulmuştur. Kuruluş aşamasında dernek üyelerinin aktif olarak yürüttüğü sitenin nihai amacı, yabancı mahpusların, mahpus yakınlarının ve konuya ilgili STK’ların kendi sözlerini kendilerinin söyleyebilmesini sağlamak ve siteyi onların katılımlarıyla bağımsız işleyecek bir yapıya kavuşturmaktır. Bu nedenle site ilgilenen herkesin desteğine açıktır.

İletişim Bilgileri
Adres:
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)
Katip Mustafa Çelebi Mh. Billurcu Sk. No 5/2 Pk: 34433
Beyoğlu / İstanbul / Türkiye

Telefon / Faks:   0212 293 69 82

Danışma Hattı: 0212 252 53 11

E-posta : info@cisst.org.tr 
E-posta: hapisteyabanci@cisst.org.tr

Web sitesi: http://www.tcps.org.tr  www.cisst.org.tr

Twitter:https://twitter.com/HapisteYabanci

Öne Çıkarılmış Yazı

Elazığ Ceza İnfaz Kurumları İnceleme Raporunun Değerlendirilmesi

CİSST’ten Cansu Şekerci ve Mine Akarsu’nun hazırladığı Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu Raporu değerlendirmesini sizlerle paylaşıyoruz;

Raporun “Giriş” kısmında incelemenin Diyarbakır hapishanelerinde yapılacağı bilgisi yer almakta ve bunun sehven yazıldığı düşünülmektedir.

İncelemenin Elazığ E Tipi, Elazığ Kadın, Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli ceza infaz kurumlarının çeşitli koğuşlarındaki izlemeler üzerinden gerçekleştiği bilgisi yer almaktadır. Elazığ ilinde bu kurumlar dışında 2 No’lu Yüksek Güvenlikli, Kampüs Açık, T Tipi, Karakoçan K1, Keban K2, Sivrice Kadın ve çocuk eğitimevi olarak yedi tane daha ceza infaz kurumu bulunmaktadır.[1] Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, Elazığ iline yapılacak komisyon ziyaretini görüşme tutanaklarından öğrendikten sonra komisyon üyelerine bilgi aktarımında bulunarak özellikle Elazığ T Tipi, Çocuk Eğitimevi, Elazığ Kadın hapishanelerinin ziyaretini önermişlerdir.

Komisyona gelen başvurular genel olarak;

  • Sağlık sorunlarıyla yeterince ilgilenilmemesi,
  • Tedavilerin geç yapılması veya hiç yaptırılmaması,
  • Hükümlü ve tutukluların sosyal faaliyetlerden ve ortak alandan yararlandırılmaması,
  • Koğuşlarda yapılan aramalarda özel eşyalara el konulması,
  • Kötü muamele ve işkence iddiaları,
  • Nakil taleplerinin karşılanmaması,
  • Dilekçelere cevap verilmemesi,
  • Hükümlü ve tutuklular tarafından gönderilen dilekçelerin çıkışlarının yapılmaması,
  • Emekli olanların emekli maaşlarının ve ikramiyelerinin ödenmemesi,
  • Aynı ceza infaz kurumunda bulunan eş veya çocukla açık görüş yaptırılmaması,
  • Kantinde satılan ürünlerin pahalı olması,
  • Bazı yayınların hükümlü ve tutuklulara verilmemesi,
  • Tekli hücrede tutulma

Başlıklarında toplanmıştır. Komisyonun aldığı başvuruları ilgili kurum ve kuruluşlara ilettiği bilgisi yer almaktadır. İletilen bilgilere bağlı olarak izleme kurullarının hazırladığı raporlarda şu tespitlere yer verilmiştir:

  • Kampüste kapasitenin üzerinde hükümlü ve tutuklu bulunduğu,
  • Kapasite üzerinde hükümlü ve tutuklu bulundurulmasının fiziki koşullarda yetersizliğe neden olduğu,
  • Yemek çeşitliliğinin ve yemek ile ekmek miktarının arttırılması gerektiği,
  • Verilen sıcak su ve soğuk su miktarının arttırılması gerektiği,
  • Özellikle ağır hastaların tedavi ve sevklerinde sürecin hızlandırılması gerektiği,
  • Meslek edindirme kursu ve sosyal faaliyetlerin arttırılması gerektiği,
  • Anneleriyle kalan çocuklara verilen gıdaların yeterli olmadığı,
  • Madde bağımlısı olan hükümlülerin tedavi alma taleplerinin karşılanması gerektiği,
  • Görüş sürelerinin uzatılması gerektiği

 

Komisyona yapılan insan hakları başvuruları ve izleme kurullarının hazırladığı raporlar karşılaştırıldığında işkence ve kötü muamele iddialarına, yayınların mahpuslara verilmediğine, dilekçelerin ilgili yerlere iletilmediğine ve infaz kurumuna hitaben yazılan dilekçelere cevap verilmediğine, koğuşlarda yapılan aramalara ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığı dikkat çekmektedir.

Kapasite

  • Elazığ Açık CİK kapasitesi 450 kişidir, ziyaret tarihinde 585 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 225’tir.
  • Elazığ T Tipi Kapalı CİK kapasitesi 658 kişidir. Artırılmış kapasite 1000 olarak belirlenmiştir ve ziyaret tarihinde 1208 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 256’dır.
  • Elazığ E Tipi Kapalı CİK kapasitesi 468 kişidir, ziyaret tarihinde 704 mahpus kalmaktadır. Personel sayısına ilişkin raporda herhangi bir bilgi yer almamaktadır.
  • Elazığ Kadın Kapalı CİK kapasitesi 254 kişidir, ziyaret tarihinde 135 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 123’tür
  • Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı CİK kapasitesi 485 kişidir, ziyaret tarihinde 423 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 186’dır.
  • Elazığ 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Kapalı CİK kapasitesi 485 kişidir, ziyaret tarihinde 406 mahpus kalmaktadır. Görevli personel sayısı 188’dir.

Elazığ ilinde bulunan diğer ceza infaz kurumlarına ilişkin raporda herhangi bir bilgi yer almamaktadır. Sayılara bakıldığında kurumlardaki kapasite problemi açık ceza infaz kurumu, E tipi kapalı ve özellikle T tipi kapalıda görülmektedir. T tipinde kapasitenin iki katı mahpus kalmaktadır. Kapasite sorununun yarattığı hak ihlallerinin araştırılmasına ilişkin T tipinin ziyaret edilmemiş olması, bir eksiklik olarak okunabilir. Öte yandan hapishanede görevli personelin nüfusuna bakıldığında açık hapishaneye göre iki kat fazla mahpusun bulunduğu T tipinde açık hapishaneyle neredeyse eşit personelin görevli olması, personellerin iş yükünü ortaya koyarken aslında mahpusların da haklarına erişmekte gecikme ya da erişmeme sonucu doğurmaktadır. Zira hapishanedeki her bir işlemin infaz koruma memurları nezaretinde ve dilekçelerin kabulü neticesinde gerçekleştiği dikkate alındığında idareye yazılan dilekçelerin cevapsız kalması, sevk işlemlerinin yapılmaması, sağlık sorunlarıyla yeterince ilgilenilmemesi, kurum içindeki ziyaret hakkı olan mahpuslara açık görüş yaptırılmaması, tedavi taleplerinin sonuçsuz bırakılması şikayetleriyle bir korelasyon doğurmaktadır.

Sorunlar ve Çözüm Önerileri Hakkında

Komisyon, ziyaret edilen hapishanelere ilişkin ziyaret esnasında edindikleri şikayetleri ve izlenimlerini listeledikten sonra değerlendirme kısmına geçmiştir.

Kapasite sorununa ilişkin gerçekleşen yeni yatırımların bu sorunu çözeceği düşünülmekteyse de bu yatırımların ne olduğu ve ne zaman sonuç alınacağına dair somut bir öneriye rastlanmamaktadır.

Mahpusların bulundurabilecekleri ayakkabıların sınırlanması, içliklere el konulması, kadın mahpusların askılı giysi ya da diz boyu etek giymelerine müsaade edilmediği şikayetlerine karşılık “şikayetlerin dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir” ifadelerine yer verilmiştir. Şikayetlerin dikkate alınması önerisi, ihlallerin varlığının tespitine işaret etmekle birlikte bu önerinin yerine getirilip getirilmemesinin takibi önemlidir. Öte yandan Ceza İnfaz Kurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik’in ilgili maddesinde açıkça mahpusların üç adet ayakkabı bulundurabilecekleri, kaşkol, kravat bulundurabilecekleri düzenlemesi yer almaktadır.[2] Bu sebeple komisyonun şikayetlerin dikkate alınmasından ziyade hak ihlalin önlenmesi yönünde bir dil kullanmasının hukuki statüsüne ve maddi gerçekliğe daha uygun düşeceği düşünülmektedir.

Dilekçelerin cevaplandırılmaması, kurum dışına gönderilen dilekçelerin takip numaralarının verilmemesi aslında hak arama özgürlüğünün ihlalidir. Bu sebeple komisyondan “mahpusların dilekçe ve mektuplarına açıklayıcı ve net bilgi verilmesi” önerisinin yanında aslında bu dilekçelerin niçin cevaplandırılmadığı, takip numaralarının hangi amaçla verilmediği, ihmalin sebebinin ne olduğu yönünde araştırma da yapması beklenmektedir.

Çocuk koğuşunda ayrı odaların bulunması ya da çocukların uygun kurumlara naklinin gerçekleşmesi gerektiği yönünde bir öneri getirilmiştir. Çocuk mahpuslar, kural olarak çocuk hapishanelerinde tutulmaktadır. Çocuğun kuruma alındığı ilde çocuk hapishanesi yoksa en yakın çocuk hapishanesine gönderilmek üzere geçici süreliğine yetişkin hapishanesinin çocuk koğuşunda tutulmalıdır. Çocuğun üstün yararına uyması halinde ve çocuk hapishanesinde kalma durumu mümkün değilse yetişkin hapishanesinde tutulabilir. Komisyon raporundan, bu çocukların hangi sebeple yetişkin hapishanesinin çocuk koğuşunda tutulduğu anlaşılmamaktadır. Öte yandan çocukların ailelerinin yakınına sevk talebi de Elazığ hapishanesinde bulunmalarının ailelerine yakın olma ihtiyacından da doğmadığını göstermektedir. Bu durumda çocukların taleplerine uygun olan gerekli işlemin bir an evvel yerine getirilmesi gerekmektedir. Çocukların yetişkin hapishanesinde kalmalarından doğan sınırlılıklara ilişkin de herhangi bir belirleme yoktur.

Mahpusların sağlık haklarına erişim durumu ise raporun değerlendirme kısmında iki farklı şekilde ele alınmıştır. Bunlardan biri sağlık personelinin kötü muamelesi, diğeri de kampüsteki sağlık personelinin yetersizliği üzerinedir. Sağlık personelinin kötü muamelesi, bu personele mahpus hakları, insan hakları, meslek etiği gibi başlıkların bulunduğu kapsayıcı bir eğitim verilmesi ihtiyacına işaret etmektedir. İkinci konu olan kampüsteki sağlık personelinin eksikliğinden dolayı sağlık hakkına erişimin engellendiği sonucu ise şikayetler karşısında daha dar yorumlanmıştır. Elazığ E Tipi hapishanesindeki kronik hastalık sahibi mahpusların hastaneye düzenli sevklerinin gerçekleştirilmemesi, hastaneye yapılan sevklerin ayları bulabildiği, Elazığ Kadın hapishanesindeki mahpusların doktorun kelepçenin çıkarılması kararına rağmen jandarmanın kelepçeli muayeneye zorladığı iddiaları hapishane kampüsündeki sağlık personelinin yetersizliğinden kaynaklanmadığı için komisyonun bu iddialar karşısında bir değerlendirmede bulunmadığı görülmektedir.

Özellikle kadın hapishanesinde, koğuşlarda kullanılan kameraların tuvalet ve banyolara yöneltildiği iddiası noktasında komisyon, gerekli tavsiye kararını vermiş olsa da kameraların mahremiyete uygun hale gelmesi için kadınların kameralara poşet geçirmek gibi çeşitli önlemler aldığı ve bu sebeple disiplin cezası aldıkları iddiasının üzerinde durmadığı gözlemlenmiştir. Hapishane idaresinin mahpusun özel hayatına göstermesi gereken saygıyı ihlal ettiği noktada, mahpusun kendisini güvende hissetmek için aldığı makul ölçüdeki önlemin disiplin cezasına sebep olmasına dair herhangi bir yorum yapmaması, hapishane idarelerince verilen keyfi disiplin cezalarının araştırılması için gerekli çalışmanın üzerine düşülmediğini göstermektedir.

Süreli ve süresiz yayınların mahpuslara verilmemesine ilişkin komisyon önemli bir Anayasa Mahkemesi kararına işaret etmiştir. Buna rağmen komisyondan beklenen, hapishane idaresinin bu tarz kararları hangi kapsamda verdiğine ilişkin incelemeye gitmesidir. Böylelikle hapishane idaresinin ifade özgürlüğü ihlali yapıp yapmadığının araştırılması gerekirdi.

İaşe bedellerinin arttırılması, kantinde seçeneklerin çoğaltılması gibi maddelere ilişkin bu haliyle komisyonun raporuna ek yapılma ihtiyacı hissedilmemiştir.

Elazığ raporuyla Diyarbakır raporu karşılaştırıldığında her ikisinin de sonuç kısmında koğuşlardaki kameralar, süreli süresiz yayınlar, ziyaret süreleri, kitap okuma ihtiyacı ve hakkı, personelin kötü muamelesi, personel sayısına ilişkin çözüm, kantindeki malzemelerin çeşitliliği ve fiyat skalası, yemeklerin yetersizliği ve besleyiciliği, sağlık personelinin sayısı gibi konulardaki ilgili paragraflar “kopyala-yapıştır” yöntemiyle tamamlanmıştır. Kapalı kurumları ziyaret yetkisi olan sınırlı mekanizmalardan biri olan Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nun, bu yetkiyi kullanırken ortak şikayetlerin ve bunları birbirinden ayıran durumların ne olduğu ile yaptığı öneriler konusunda hapishane idaresinin görevini şikayetin öncesinde ve sonrasında nasıl yerine getirdiğini araştırması beklenmektedir. Örneğin kameraların mahrem yerleri çekmesine ilişkin Elazığ’daki kadın mahpusların disiplin cezası alıyor olması araştırılması gereken bir konuyken Diyarbakır’da yaptıkları tespiti aynen aktarmakla kalması, üzerine düşen sorumluluk hakkında hapishane alanında çalışan sivil toplum üyelerine endişe vermektedir.

 

[1] Kurumlar listesi CTE Genel Müdürlüğü resmi internet sitesinden alınmıştır. http://cte.adalet.gov.tr/arsiv/bilgidata/haritaliste.asp?islem=elazig Erişim tarihi: 10.02.2020

[2] Madde 7 – Hükümlülerin koğuş, oda ve eklentilerinde birer adet palto, manto ve mont, iki adet ceket veya ceket yerine kullanılabilen hırka, dört adet pantolon ve/veya etek, bayan için iki adet elbise, bir takım eşofman, dört adet gömlek, iki adet kazak, iki takım pijama, bir spor ayakkabısı, bir kışlık ayakkabı, bir iskarpin, üç adet tişört, iki adet kravat, bir adet kemer, gerektiği kadar iç çamaşırı, çorap, bir terlik, havlu ve bir bornoz ile kaşkol, 25/11/1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanuna aykırı olmayan bir adet şapka bulundurulmasına izin verilir.

Hükümlüler; ceza infaz kurumu dışından getirilmesine izin verilen giyim eşyalarından eskiyenlerini, yenileriyle değiştirebilir.

 

Bakırköy Hapishanesine Yapılan Meclis İnsan Hakları Komisyonu Ziyareti Raporu Değerlendirmesi

CİSST’ten Cansu Şekerci ve Mine Akarsu’nun hazırladığı Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu Raporu değerlendirmesini sizlerle paylaşıyoruz;

Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonunun Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu, Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna yaptığı 6 Eylül 2019 tarihli izleme ziyareti sonrasında raporunu (Bu yazıda kısaca rapor olarak anılacaktır) hazırladı ve rapor, komisyonun 31 Ekim 2019 tarihli toplantısında[1] tartışıldı. Peki, rapor bize ne söylüyor?

8 sayfalık raporun 3 sayfasında amaç, usul ve ilgili mevzuat ile ilgili bilgiler veriliyor. Raporun bu kısmında, kişilerin hapsedilmesi süresince uygulanması gereken uluslararası sözleşmeler ve ulusal kanunlar tek tek sayılırken; değerlendirme kısmında özellikle uluslararası mevzuat bakımından hangi uygulamaların ihlal yarattığına ilişkin herhangi bir tespit yapılmadığını görüyoruz. Dolayısıyla yapılan incelemelerde ve değerlendirmelerde ismi zikredilen bu insan hakları metinlerine ne denli riayet edildiğine ilişkin bir şüphe ile başlıyoruz.

  • Kurum kapasitesinin 950 olduğu ancak şu anda 1354 kişinin kurumda kaldığı tespit ediliyor. (Komisyonun toplantı tutanaklarına baktığımızda 0-6 yaş arasında olup kurumda kalan 100 çocuğun bu sayıya dahil olmadığını görüyoruz.) Avrupa Cezaevi Kuralları[2] olarak anılan ve raporda da ilgili mevzuat olarak sayılan metnin 18 maddesi mahpusların barınma koşullarını düzenlemekle kalmayıp “Ulusal mevzuat, bu asgari gerekliliklerin cezaevlerinin kalabalık olması gerekçe gösterilerek ihlal edilmemesinin temini için mekanizmalar sağlamalıdır.” diyerek adeta kapasite fazlalığını gerekçe göstererek insani koşulların sağlanmasını engelleyemezsin demektedir! Raporda, bu sorunun yeni yatırımlarla çözüleceği düşünülmektedir şeklinde naif bir düşünce beyanı yapılmaktan öteye geçilmemiştir.

 

  • Mahpuslarla yapılan görüşmeler sonucunda tespit edilen sorunlar ise raporda önerilen çözüm önerileri ve Avrupa Cezaevi Kuralları olarak mevzuattaki karşılığı ile birlikte aşağıda listelenmiştir.

 

Sorun/Şikayet Raporda Önerilen Çözüm Avrupa Cezaevi Kurallarındaki Yeri[3]
Kuruma girişte çıplak arama yapılması Çözüm ÖNERİLMEMİŞTİR. 54. madde mahpusun arama sırasında küçük düşürülmemesi gerektiğini belirtmekte ve mahrem yerlerin aramasının ancak doktor tarafından yapılabileceği söylenmektedir. [4]
Hastane sevklerinde gecikmelerin yaşanması, kelepçeli muayene dayatması ve kronik hastalıkların düzenli tedavi edilmemesi Sevklerde gecikme yaşanmaması ve kronik rahatsızlıklara yönelik tedavinin gecikmemesi tavsiye edilmiştir. (Tavsiyenin hangi kuruma ve ne şekilde yapılacağı somut olarak ifade edilmemiştir.) 39. madde ve devamında tüm mahpusların ayrımcılığa maruz kalmadan ülkedeki tüm sağlık hizmetlerine erişimlerinin sağlanması gerektiğini detaylı şekilde belirtmektedir.

Türk Tabipleri Birliği mahpusların kelepçeli olarak muayene edilmemesi gerektiğini defaten belirtmektedir.[5]

Yasaklı olmamasına rağmen dışarıdan gelen kitaplar mahpuslara verilmemesi Tedarik edilmek istenen ve mevzuata aykırılık teşkil etmeyen yayınlar hakkında sorun giderici çözüm yolu benimsenmesi önerilmektedir. (Oldukça muğlak bu tavsiyenin soruna nasıl bir çözüm getirdiği anlaşılamamaktadır)

Rapor, komisyon toplantısında tartışılırken rapora muhalefet şerhi ekleyeceğini söyleyen vekiller tarafından bu durum eleştirilmekte ve aynı sorunun Kandıra Hapishanesi başta olmak üzere başka hapishanelerde de söz konusu olduğu belirtilmektedir.

24.4 madde mahpusların hakkında yasaklama kararı olmayan tüm süreli ve süresiz yayınlara erişiminin sağlanması gerektiğini belirtmektedir.
Yabancı mahpuslara verilen yemek miktarının Türk mahpuslara verilenden az olması Çözüm ÖNERİLMEMİŞTİR. Rapor, komisyon toplantısında tartışılırken bazı vekiller tarafından bu durum eleştirilmiş, ayrımcılık yasağına aykırı davranıştan suç duyurusunda bulunulması gerektiği belirtilmiştir. 13.madde ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya diğer bir düşünce, ulusal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensubiyet, doğum, mülkiyet veya herhangi bir diğer statü nedeniyle ayrım yapılmaksızın kuralların tüm mahpuslara uygulanması gerektiğini belirtmektedir.
Kurum kantinde bulunan ürünlerin temininde ve özellikle da kişisel bakım malzemelerinin temininde sorunlar yaşanması Çözüm ÖNERİLMEMİŞTİR.  Rapor, komisyon toplantısında tartışılırken özellikle kadın mahpusların pede erişimi konusu tartışılmış, CTE tarafından mahpusun maddi durumuna bakılarak ped verilmesi yönünde bir düzenleme olduğu ileri sürülmüş ancak talep halinde tüm kadınlar ped sağlandığı iddia edilmiştir.[6] 19. madde mahpuslara temizlik alet ve malzemelerinin sağlanması gerektiğini belirtmektedir.
Bazı koğuşlarda her odada bir televizyon bulunması, bazı koğuşlarda ise ortak alanda bir televizyon bulunması ve bu durumun ayrımcılık yaratması Çözüm ÖNERİLMEMİŞTİR. 24. madde mahpusların radyo ve televizyon yayınlarından yararlanması gerektiğini belirtmektedir.
Hükümlü ve tutuklular tarafından verilen bazı dilekçelerin işleme alınmaması bazılarına cevap verilmemesi, Kurum idaresi ile iletişimde sıkıntılar yaşanması Çözüm ÖNERİLMEMİŞTİR. 70. madde Mahpusların, bireysel veya grup halinde cezaevi müdürüne veya diğer herhangi bir yetkili makama sözlü ya da yazılı olarak istek veya şikâyette bulunma fırsatına yeterince sahip olmaları gerektiğini belirtmektedir.
Görüş günlerinin hafta içi olması nedeniyle okula giden çocukların devamsızlık yapmak durumunda kalması Hafta içi yaptırılan görüşlerin, okula devam eden çocukların devamsızlık yapmak zorunda kalmayacakları şekilde hafta sonu günlere kaydırılması yerinde olacaktır şeklinde öneri yapılmıştır. 36. maddede Küçük çocukların mahpusla birlikte kalabileceğini ancak cezaevinde bu çocuklara mahpus gibi muamele edilmemesi gerektiğini belirtmektedir.
Mahpusların ailelerine uzak illerdeki hapishanelerde kalmaları (Her ne kadar raporda tespit olarak yazılmadıysa da komisyon toplantısında dile getirilmiştir) Çözüm ÖNERİLMEMİŞTİR. 17. maddede Mahpusların, mümkün olabildiğince evlerine veya sosyal rehabilitasyon ortamlarına yakın cezaevlerine yerleştirilmeleri gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca AİHM’nin yakın tarihli[7] Türkiye aleyhine verdiği Avşar ve Tekin Kararında mahpusların ailelerinden ve sosyal çevrelerinden uzakta tutulmalarının AHİS 8. Maddeyi de ihlal ettiğini tespit etmiştir.

 

Rapor bu tespitler ışığında oylanmış bazı vekiller şerh yazacağını belirtmiş ve oturum kapatılmıştır[8].

Rapor ve komisyon görüşmeleri bize bir daha göstermektedir ki; hapishaneler alanında çalışan sivil toplum örgütlerinin de hapishanede izleme ziyaretleri yapması mümkün olmalı, ziyaretler sonucunda uygulamada karşılık bulabilecek net ve somut adımlar atılmalıdır.

[1] Komisyon tutanaklarına https://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=2410 adresinden ulaşılabilir.

[2] Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 11 Ocak 2006 tarihli ve (2006)/2 nolu “Hükümlülerin İyileştirilmeleri İçin Standart Asgari Kuralların Avrupa Metni”

Original metin için bkz: https://search.coe.int/cm/Pages/result_details.aspx?ObjectId=09000016806f3d4f

[3] En kapsayıcı kurallar bütünü olarak Avrupa Cezaevi Kuralları referans alınmıştır. Bu metindeki kuralların tamamı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası insan hakları metinlerine uygun olarak hazırlanmış ve Avrupa Konseyi tarafından kabul edilmiştir.

[4] Daha evvel çıplak aramanın kaldırılmasına dair kanun teklifleri verilmişse de kabul edilmemiştir. https://www.hdp.org.tr/tr/guncel/meclis-calismalari/ciplak-aramanin-yasaklanmasina-dair-kanun-teklifimiz/11726

[5] “Mahkumların hasta yataklarına zincirlenmesi, kelepçelenmesi veya birtakım tıbbi girişimlerin bunların eşliğinde gerçekleştirilmesi mutlaka engellenmelidir.” Kaynak: https://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=67bcb7ee-9232-11e7-b66d-1540034f819c&1534-D83A_1933715A=01eae318bb20625c577617a60fc490f1bf1b14cd

[6] Bu konuda derneğimizin yürüttüğü kampanya sonrasında olumlu gelişmeler sağlandığı biliniyorsa da mevzuatta halen açık bir düzenleme bulunmamaktadır. http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1463141/Hapiste_Kadin_Agi_indan__Adalet_Bakanligi_na_Cagri___Ucretsiz_ped_ayrim_yapilmadan_verilmeli_.html

[7]  17 Eylül 2019 tarihli   AVŞAR VE TEKİN / TÜRKİYE KARARI (Başvuru No. 19302/09 ve 49089/12)  http://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-198562

[8]

Diyarbakır Kapalı Ceza İnfaz Kurumu MİHK Raporuna Dair Değerlendirme Yazısı

Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu’nu değerlendirmek üzere toplanmış 6 Şubat 2020 tarihli “Meclis Komisyon Tutanağında” yabancı uyruklu mahpuslarla ilgili verilen bilgiler yer alıyor. Tutanakta geçtiğine göre Ankara’da yapılacak ceza infaz kurumlarından bir tanesi yabancı uyruklu mahpuslara tahsis edilecek.

Tutanağa göre yabancı uyruklu mahpuslar aileleriyle görüntülü görüşme gerçekleştirebilecek ancak bu bir hak olarak tanınmamış, ödül olarak verilmeye başlanmış.

Suriye uyruklu mahpusların konsolosluk ve elçiliğin çalışmamasından kaynaklı aileleriyle telefon görüşü ve açık/kapalı görüş hakkından yararlanamadıkları bildirilmiş. Prosedüre göre yabancı uyruklu mahpusların telefon ve diğer görüşler için akraba oldukları kişilerle bu bağı kanıtlayan belgeleri idareye sunması gerekiyor. Bu belgeleri konsolosluklar ve elçiliklerden talep etmesi gerekiyor. Suriyeli mahpuslar uzun bir süredir ne telefon görüşü gerçekleştirebiliyor ne de aileleriyle görüşebiliyor. Bu durum komisyon tutanağına yansımış.

CİSST’ten Cansu Şekerci ve Mine Akarsu’nun hazırladığı Diyarbakır Ceza İnfaz Kurumu Raporu değerlendirmesini sizlerle paylaşıyoruz;

Diyarbakır Kapalı Ceza İnfaz Kurumu MİHK Raporu Hakkında

Raporda da belirtilen ve pek çok sorunun temel kaynağı olan mesele kapasite artırımıdır. 10 kişilik kapasiteyle inşa edilen bir odada 16 kişinin kalıyor oluşu hak ihlallerine zemin hazırlamamalıdır. Avrupa Cezaevi Kuralları[1] olarak anılan ve raporda da ilgili mevzuat olarak sayılan metnin 18. maddesi mahpusların barınma koşullarını düzenlemekle kalmayıp “Ulusal mevzuat, bu asgari gerekliliklerin cezaevlerinin kalabalık olması gerekçe gösterilerek ihlal edilmemesinin temini için mekanizmalar sağlamalıdır.” diyerek kapasite fazlalığının insani koşulların sağlanmasını engellememesi gerektiği açıkça belirtilmiştir. Kurumda her ne kadar artırılmış kapasite 423 olarak belirtilmişse de 04.11.2019 tarihi itibariyle 128 kişinin kalıyor oluşu kalabalıklaşmanın diğer pek çok hapishaneye göre daha az olduğunu göstermektedir ve bu olumlu bir uygulamadır.

Sorunlar ve Çözüm Önerileri Hakkında

Görüşmelerde öne çıkan sorunlardan biri sağlık olarak tespit edilmiştir. Raporun giriş bölümünde kurumda aile hekimi ve diş hekimi bulunduğu belirtilmiştir. Hastane sevklerinin geç yapılması da pek çok Türkiye hapishanesinde olduğu gibi Diyarbakır bakımından da öne çıkan bir sorun haline gelmiştir. Avrupa Cezaevi Kurallarının 39. maddesi ve devamında tüm mahpusların ayrımcılığa maruz kalmadan ülkedeki tüm sağlık hizmetlerine erişimlerinin sağlanması gerektiğini detaylı şekilde belirtmektedir. Türk Tabipleri Birliği mahpusların kelepçeli olarak muayene edilmemesi gerektiğini defaten belirtmektedir.[2]

Raporda tespit edilen sağlık sorunlarının çözümü amacıyla personel artırımına gidilmesi önerilmektedir. Bu öneri hayata geçirilmesi halinde sorunların bir kısmına çözüm sağlayacaktır. Kelepçeli muayeneye çözüm olarak da Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetim, Dış Koruma, Hükümlü ve Tutukluların Sevk ve Nakilleri ile Sağlık Hizmetlerinin Yürütülmesi Hakkında Protokolün gereği gibi uygulanması önerilmiştir. Bu çözüm önerisinin de isabetli olduğunu düşünüyoruz. Ancak; buradaki asıl yetki hekime bırakılmış olduğundan Sağlık Bakanlığı ve Tabipler Odası ile ortaklaşarak bu tavsiyeler doğrultusunda bir genelge hazırlanıp tüm hekimlere gönderilmesini; uyulmaması durumunda yaptırımların açıkça belirlenmesinin uygun olduğunu düşünüyoruz.

 

Tüm mahpuslar ve özellikle de anneleriyle kalan çocukların beslenme sorunları da dile getirilen ciddi problemlerden biridir. Raporda sorunun çözümü için iaşenin artırılması önerilmektedir. Komisyonun raporun ilgili bölümlerini ilgili Adalet Bakanlığına gönderip uygulanmasının sağlanması takip edilmelidir.

 

Sıcak suyun kısıtlı olarak sağlanması ise yine Avrupa Cezaevi Kurallarının 19.4 maddesinin yerine getirilmediğini göstermektedir. Maddeye göre; genel hijyenin sağlanması için her mahpusun, iklime uygun sıcaklıkta ve mümkünse her gün, değilse haftada en az iki kez (veya gerekiyorsa daha sık olarak) banyo veya duş yapabilmesi için uygun tesisler sağlanmalıdır. Raporda sorunun çözümü için düzenleme yapılması gerektiğine dair bir öneri getirilmiştir. Sıcak suyun yeterli miktarda sağlanmamasının altyapı sorunundan kaynaklanmadığı da tespit edilmiş olduğundan aslında bu sorun yalnızca kurum idaresinin uygulama değişikliği ile kolayca çözümlenebilecektir. Bu önerinin somut ve yazılı olarak kurum idaresinde sorumlu kişilere yapılması gerekmektedir.

 

Kurum kantin fiyatlarının yüksek olmasına ilişkin soruna da farklı kalitelerdeki ürünlerin kantine satın alınması yönünde bir çözüm önerilmiştir. Bu öneri de isabetli ve doğrudan hapishane idaresi tarafından uygulanabilir niteliktedir.

 

Sigara içilmeyen koğuşların azlığı ve mahpusların bu yöndeki şikayeti tespit edilmiştir. Sigara içilmeyen koğuşların artırılması da hapishane idaresi tarafından kolaylıkla uygulanabilecek bir çözümdür.

 

Kadın mahpusların tuvalet ve banyo ihtiyaçlarının karşılanmasında mahremiyet ilkesinin ihlal edilmesi yoğun bir şikayet olarak karşımıza çıkmaktadır. Raporda çözüm önerisi olarak kameraların banyo ve tuvaleti görmeyecek şekilde yönlendirilmesi getirilmiştir. Yukarıdaki pek çok çözüm önerisi gibi bu da hapishane idaresinin kolayca çözüme kavuşturabileceği bir sorundur.

 

Kitap yasağı da yine pek çok hapishanede olduğu gibi karşımıza Diyarbakır bakımından da çıkmaktadır. Avrupa Cezaevi Kurallarının 24.4 maddesi mahpusların hakkında yasaklama kararı olmayan tüm süreli ve süresiz yayınlara erişiminin sağlanması gerektiğini belirtmektedir. Raporda bu husus mevzuat ve AYM kararları çerçevesinde irdelenmiş ve sonuç olarak hapishane idaresinin denetim yetkisini kullanırken kişilerin ifade özgürlüğünü engellememesi gerektiği yönündeki hapishane idaresine hatırlatma yapılmasına karar verilmiştir.

 

Görüş sürelerinin tam olarak kullandırılmaması yönündeki iddiaların da hapishane idaresine yapılacak uyarı ile çözülebileceği belirtilmektedir.

 

Annesiyle kalan çocukların dışarıya giriş çıkışında zaman kısıtı olması, çocuğa gelişimine uygun materyallerin sağlanmaması ve hatta ayrı yatağın da sağlanmaması çocukların adeta mahpus muamelesi görmesine yol açmaktadır kanaatindeyiz. Avrupa Cezaevi Kurallarının 36. maddesi küçük çocukların mahpusla birlikte kalabileceğini ancak cezaevinde bu çocuklara mahpus gibi muamele edilmemesi gerektiğini belirtmektedir. Raporda sunulan çözüm önerileri arasında 0-6 yaş arası çocuklar için ayrıca bir madde bulunmaması dikkat çekmiştir. Çocukların gelişimine uygun tedbirlerin alınması için kurumun fiziki koşullarının ve hapishane personelinin uygulamalarının denetlenmesi gerekmektedir kanaatindeyiz.

 

Kadın mahpuslardan gelen ve personelin mahpusların giyimine müdahale edilmesi yönündeki şikayet için herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Özellikle kadın mahpusların yaşadığı başat sorunların pek çoğu hapishane personelinin toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda fikir sahibi olmamasından kaynaklanmaktadır kanaatindeyiz. Dolaysıyla raporda sunulan çözüm önerilerinden biri de gerekirse ilgili bakanlık ile iletişim halinde personelin toplumsal cinsiyet konusunda eğitilmesi olmalıydı.

 

Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun 2019 senesinde tamamlandığı ve mahpus kabulüne başladığı bilinmektedir. Kapasite sorununun yaşanmamasının sebebi, kurumun yeni olmasıyla ilişkilendirilebilir. Bunun yanı sıra diğer illerdeki çocuk hapishanelerinde -özellikle Diyarbakır çocuk hapishanesi açılmadan önce tutuklanan- çocukların ailelerinin Diyarbakır ve çevresinde yaşamaları şartıyla ve çocukların talepleriyle bu kuruma sevklerinin gerçekleşmesi konusunda bilgilendirme ve çalışmalar yapılması önerilmektedir.

 

Çocuklara kelepçe, zincir vb. aletlerin takılması yasaktır.[3] Bu, yalnızca hastane sevki ile ilişkili olmayıp çocuk adalet sisteminde korunması gereken genel kuraldır. İstisnası çocuğun kaçması, kendisine ya da başkasına zarar vermesi olarak sayılmışsa da güvenlik görevlilerinin bu konuda inisiyatiflerini hak ihlali yaratarak kullanılması endişesi doğmaktadır.

 

Ortak havalandırmanın yetersizliği, yapımı yeni tamamlanan bir hapishane için makul bulunamayacak bir fiziki sınırlılıktır. Çocukların havalandırmadan bir saat faydalanması, ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerinin tutulma şartlarını akla getirmektedir. Her üniteye ait bir ortak alan olması ve çocukların buradan birere saat faydalanması çocuk adalet sisteminin teorik olarak benimsediği “iyileştirme” faaliyetleriyle bağdaşmamaktadır. Öte yandan Özgürlüğünden Yoksun Bırakılmış Çocukların Korunmasına İlişkin BM (Havana) Kuralları’na göre (madde 47) “Her çocuğun eğlenebilmesi ve beden eğitimi yapabilmesi amacıyla kendisine tanınan zaman içinde, hava şartlarının müsait olduğu zamanlarda açık havada serbestçe oynayabilmesi için gerektiği kadar zamana sahip olma hakkı vardır. Bu faaliyetler için gerekli mekan, tesis ve araç sağlanır.” Kurumda sunulan bir saatlik havalandırma hakkının çocuğun temel ihtiyaçlarını ve üstün yararını gözetmediği aşikardır. Koğuşlardaki aydınlatmanın yetersiz olması da çocuğun yalnızca barınma şartlarını değil sağlık şartlarını da olumsuz anlamda etkilemektedir. Hapishane idarelerinin mahpusların barındırılmasına ilişkin yeterli hijyen, aydınlatma, ısınma, havalandırmayı sağlama yükümlülüğü yasa gereğidir.[4] Çocuklar, ısınma sorununa da değinmişlerdir. Bu soruna da yasal yükümlülükler olarak benzer şekilde yaklaşılabilir.

Çocukların yeterli beslenme olanaklarına sahip olması, raporda anneleriyle tutulan çocuklar üzerinden açıklanmış olsa da genel anlamda bir reaksiyon alınması gerektiği düşünülmektedir.

 

Çocuk hapishanesinden edinilen bilgilerin diğer mahpuslardan farklı olarak af düzenlemelerine ilişkin olmasının önemi fark edilmelidir. Suç işlediği iddiasıyla yargılaması devam eden ya da tamamlanan pek çok çocuk, af düzenlemelerinden büyük beklenti içindedirler. Bu düzenleme ihtimalinin basına yansıdığı ilk günden itibaren çocuklar, dosyalarının bir an evvel kesinleşmesinin kendileri yararına olacağını düşünerek savunma haklarından vazgeçmekte, suçu üstlenme eğiliminde olmaktadırlar. Bu durumun elbette ki çocuk mahpus nüfusunu artırması söz konusudur fakat bunun dışında geçmiş seçim dönemlerinden beri affın konuşuluyor olması, affın kapsamı hakkında bilgi sahibi olunmaması, çocuk mahpusların içinde bulundukları duygu durumunu ağırlaştırmaktadır. Bu, devlete güven ve çocuğun iyilik halinin her boyutta korunması noktalarında ciddi eksiklikler doğurmaktadır.

 

Kapalı kurumların sivil denetime açılmamasının insan hakları bağlamında en endişe verici yanlarından biri, işkence ve kötü muamele iddialarının kapsamlı araştırılamıyor olmasıdır. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu, hapishane ziyaretlerini yaparken bu sorumluluğun insan hakları bağlamındaki önemini hazırladığı raporlarda ortaya koymalıdır. Raporda ziyaret edilen üç kurumdan kadın hapishanesi, giyim tercihlerine müdahale edilerek, çocuk hapishanesi ise infaz koruma memurlarının doğrudan müdahalelerine değinerek kötü muamele iddiası gündeme getirmiştir. Bu iddialar karşısında rapordan aynen aktarımla “isim zikredilememekle birlikte kimi infaz ve koruma memurlarının, hükümlü ve tutuklulara insan onuruyla bağdaşmayacak ve kişilik haklarını ihlal edecek şekilde hitap ettiği iddiaları varit olduğundan, bu iddiaların araştırılması ve bu şekilde tavır sergileyen personel var ise haklarında gerekli takibatın yapılması gerekmektedir.” İfadeleri yer almaktadır. Bu iddiaların araştırılmasındaki temel hareketin hapishane idaresinden beklenmemesi gerekmektedir, aksi takdirde bağımsız ve tarafsız bir sonuç alınamayacağı infaz kurumlarındaki hak ihlali iddialarındaki cezasızlık tablolarıyla eşleşmektedir. Yetkisi gereği MİHİK’in, gerekli araştırmanın yapılması ve sorumluların tespiti için bu tatbikatın gerçekleşmesi için temel hareket noktasında rol alması gerekmektedir. “isim zikredilememekle” ifadesi bile, tatbikatın tamamıyla hapishane idaresine bırakılmaması gerektiğini ortaya koymaya yetmektedir. Sivil denetime kapalı ve belli kurumların denetimine ise -önceden haber verilmek şartıyla- açık olan kapalı kurumlarda bu suçun tatbikatının hapishane idarelerine bırakılması, maddi gerçeğin açığa çıkması konusunda bir hata olacaktır.

 

 

 

Meclis İnsan Hakları Komisyonunun geçmişteki raporlarına nazaran söz konusu raporun tek tek sorunları tespit edip çözüm önerileri sunması isabetli bir gelişmedir. Çözüm önerilerinin pek çoğu hapishane idaresine yapılmıştır ve kendilerinin doğrudan inisiyatifiyle çözülebilecek niteliktedir. Dolayısıyla bu raporun Diyarbakır Hapishanesi idaresinde yetkili kişilere gönderilmesi, yazılı ve somut önerilerin derhal dikkate alınmasının sağlanması gerekmektedir. Komisyonun gerekirse belli bir süre sonra yine hapishane idaresi ve mahpuslarla görüşme yaparak sorunların çözülüp çözülmediğini denetlemesi beklenmektedir. Rapordaki bazı isabetli çözüm önerileri ise bakanlıklarla iletişim kurmayı gerektirmektedir. Komisyonun raporun bu kısımlarını da ilgililerini derhal iletmesi beklenmektedir.

[1] Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin 11 Ocak 2006 tarihli ve (2006)/2 nolu “Hükümlülerin İyileştirilmeleri İçin Standart Asgari Kuralların Avrupa Metni”

Original metin için bkz: https://search.coe.int/cm/Pages/result_details.aspx?ObjectId=09000016806f3d4f

[2] “Mahkumların hasta yataklarına zincirlenmesi, kelepçelenmesi veya birtakım tıbbi girişimlerin bunların eşliğinde gerçekleştirilmesi mutlaka engellenmelidir.” Kaynak: https://www.ttb.org.tr/haber_goster.php?Guid=67bcb7ee-9232-11e7-b66d-1540034f819c&1534-D83A_1933715A=01eae318bb20625c577617a60fc490f1bf1b14cd

[3] Çocuk Koruma Kanunu madde 18 – (1) Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu hallerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir.

[4] 5275 sayılı yasa madde 63/4 – Oda ve kısımlarda iklim koşulları göz önüne alınarak yeterli yer, ışık, ısınma, havalandırma ve hijyen sağlanır.

“Yaralı Ruhları İyileştiren Bir Koro”

Bianet’ten Asmin Ayçe İdil Kaya’nın 20 Temmuz 2019 tarihli haberini sizlerle paylaşıyoruz.

Haberin orijinali için; < http://m.bianet.org/bianet/sanat/210704-yarali-ruhlari-iyilestiren-bir-koro >

NOT: Koroya katılmak isteyenler için başvurular açık.

Uluslararası Göçmen Kadınlarla Dayanışma Derneği çatısı altında buluşan mülteci ve Türkiyeli kadınlar, “Yüzümüz Dünyaya Dönük” adlı koro projesiyle birlikte birçok ön yargıyı kırdıklarını söylüyor. Okumaya devam et ““Yaralı Ruhları İyileştiren Bir Koro””

“Açlık, evsizlik, parasızlık, ayrımcılık, kötü muamele, gelecek kaygısı ve cinsel taciz… Mültecilerin yaşamları çok zor, kadın ve LGBTİ+ olanların daha da zor”

Birgün’den Ayça Söylemez’in 12.11.2019 tarihli haberini sizlerle paylaşıyoruz.

Haberin Orijinali için; <https://www.birgun.net/haber/maas-verilmiyor-seks-teklifi-yapiliyor-275982&gt;

Açlık, evsizlik, parasızlık, ayrımcılık, kötü muamele, gelecek kaygısı ve cinsel taciz… Mültecilerin yaşamları çok zor, kadın ve LGBTİ+ olanların daha da zor. Onların hikâyesini, Beril Eski ve Emel Coşkun “Erkek Şiddetinden Kaçarken…” başlıklı kitapta anlattı.

“Eğer size bağırırlarsa veya kötü davranırlarsa bir sığınmacı olduğumuz için, tamam demeniz gerekir, itiraz etme hakkınız yok. Tamam, ben bir göçmen veya sığınmacıyım ama bir suçlu değilim. Size sanki hapisten kaçıp polis tarafından yeniden yakalanmış bir suçluymuşsunuz gibi davranıyorlar.”

Yukarıdaki satırlar da kitaptan, Afganistan’dan gelen 28 yaşındaki Anisa’nın sözleri.

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün 25 Ekim 2019 tarihli açıklamasına göre, Türkiye’de yaklaşık 4 milyon sığınmacı var, içlerinden 3 milyon 674 bin 588’i geçici koruma altında bulunan Suriyeliler. Diğer ülkelerden gelenlerin bir “rakamı” bile yok. Ve bu sayıların içerisinde kadınlar ve çocuklar önemli bir yer tutuyor. Okumaya devam et ““Açlık, evsizlik, parasızlık, ayrımcılık, kötü muamele, gelecek kaygısı ve cinsel taciz… Mültecilerin yaşamları çok zor, kadın ve LGBTİ+ olanların daha da zor””

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑