Hapiste Yabancı

Hapiste Yabancı

Hapiste Yabancı

Bu site, Türkiye hapishanelerdeki yabancı uyruklu ya da sadece yabancı olarak anılan mahpusların durumunu yansıtmak için kuruldu. Sitenin amacı bu mahpusların durumlarını, kendilerine özgü ihtiyaçlarını, sorunlarını ve çözüm önerilerini ortaya koyabilmek, bu konuda bir farkındalık oluşturmak ve konuya ilgili sivil toplum örgütleriyle yabancı mahpuslar arasında bir iletişim ağı oluşturabilmektir.

Site, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) Kasım 2012 tarihinde başlatmış olduğu Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi kapsamında kurulmuştur. Kuruluş aşamasında dernek üyelerinin aktif olarak yürüttüğü sitenin nihai amacı, yabancı mahpusların, mahpus yakınlarının ve konuya ilgili STK’ların kendi sözlerini kendilerinin söyleyebilmesini sağlamak ve siteyi onların katılımlarıyla bağımsız işleyecek bir yapıya kavuşturmaktır. Bu nedenle site ilgilenen herkesin desteğine açıktır.

İletişim Bilgileri:
Adres:
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)
Kamer Hatun Mahallesi, Hamalbaşı Caddesi
Üstündağ İş Merkezi No:14 /139
Galatasaray-Beyoğlu / İSTANBUL
Telefon / Faks:   0212 293 69 82
E-posta: hapisteyabanci@tcps.org.tr

Reklamlar

Arapça Kitap ve Kadınlar için Kıyafet Talebi

Kadın mahpuslar son mektuplarında kıyafete ihtiyaç duyduklarını belirtmişlerdir. Aynı zamanda Arapça kitaba erişim konusunda sıkıntı yaşayan mahpuslarda bulunmaktadır. Bağış yapmak isterseniz, hapisteyabanci@tcps.com.tr adresine mail atabilir ya da 0212 293 69 82’yi arayarak ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.


Arnavut Mahpus Bashkim, Sırbistan’a gönderilmek istemiyor

Bashkim Redzepi, durumundan haberdar olmanızı istediğimiz ve mektuplaştığımız mahpuslardan bir tanesi. Alanya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda kalıyor. Sırbistan vatandaşı olan Bashkim, Arnavut kökenli. Ailesi ve iki çocuğuyla beraber Türkiye’de yaşarken yakalanıyor ve yargılanıp hapse konuluyor. Talebi Türkiye hapishanelerinde kalmaya devam etmek çünkü Sırbistan’a gönderilirse bir Arnavut olarak kötü muameleye maruz kalacağını düşünüyor. Bashkim, bu nedenle iltica başvurusunda da bulunmuş. Başvurusunun önce kabul edildiğini ardından ise kabul edilen başvurunun iptal edildiğini söylüyor. Bashkim’e göre bunun nedeni “iltica belgesini imzalayanların 15 temmuz 2016 tarihinden sonra FETÖ iddiasıyla yargılanmaya başlamaları”. Bashkim, başvurusunu Anayasa Mahkemesi’ne kadar götürüyor iltica talebi tekrar reddediliyor ve her an iade edilmek korkusuyla günlerini geçiriyor. Birleşmiş Milletler’e yaptığı başvuru da aylar sonra reddedildi.

İltica başvurusunda Sırbistan hapishanelerindeki Arnavutlar’a dair haberleri de tercüme ettirip ekleyen Bashkim haberlerin bir kısmını bize de iletti.

Adsız2

Adsız

Bashkim Redzepi, Sırp hapishanelerinde Arnavutlara karşı ölüme kadar varan kötü muamele ve işkence olduğunu iddia etmekte, ailesi; eşi ve iki çocuğu 5 yıllık oturma izniyle Türkiye’de yaşamakta bu sebeple Türkiye hapishanelerinde kalmak istemektedir. Bashkim’in bu talebini önemli buluyor ve kamuoyuyla paylaşmayı gerekli görüyoruz.

 

Not: Bashkim bu bilgilerin paylaşımına izin vermiştir.


Türkiye’de 6 hafta hapiste kalan İngiliz: IŞİD militanlarıyla tutuldum, ölümüne dövüşe zorlandım

13 Kasım 2017

BBC Türkçe

Haberin aslı için; < http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-41967512?ocid >

Ağustos ayında Bodrum Havaalanı’nda tarihi eser kaçakçılığı şüphesiyle gözaltına alınan ve tutuklanması sonrası 6 hafta cezaevinde kalan İngiliz Toby Robyns, Sunday Mirror gazetesine konuştu. Robyns, gardiyanların kendisini bir başka tutuklu ile ölümüne dövüşmeye zorladığını iddia etti.

Halen Batı Sussex bölgesindeki Southwick’de evinde olan Robyns, cezaevinde IŞİD militanları ile birlikte tutulduğunu ve gardiyanların kendisini “Tişört giymiş bir şeytana benzeyen” bir başka tutuklu ile dövüşmeye zorladıklarını öne sürdü.

Robyns, “Bir sabah gardiyanlar tarafından alınıp küçük bir odaya tıkıldım. İçerde takma adı ‘cellat’ olan bir tutuklu vardı. Gardiyan bir gece onun bağırışlarına ‘Tanrı Kraliçeyi Korusun’ marşıyla karşılık verdiğim için, gladyatör tarzı, ölümüne bir dövüş tertiplemişti” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sadece gardiyanların beni çekip aldıklarını hatırlıyorum. Onu yerde kanler içinde yığılmış gördüm. Ellerim şişmiş ve morarmıştı”.

Robyns ayrıca cezaevinde metal bir karyolada battaniye, çarşaf ve yastık verilmeden uyumaya zorlandığını da iddia etti.

5 çocuk babası ambulans sürücüsü

Toby Robyns, 19 Ağustos’da ailesiyle birlikte çıktığı tatilini tamamlayıp ülkesine dönerken bagajında yapılan arama sırasında 13 adet tarihi para bulunması üzerine havaalanında gözaltına alınmıştı.

Robyns, tutuklandıktan sonra Milas Cezaevi’ne gönderilmiş, 29 Eylül’de çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakılmıştı.

İngiltere’nin çok satan bulvar gazetesi The Sun o günlerde 5 çocuk babası 53 yaşında bir ambulans sürücüsü olan Toby Robyns ile ilgili haberi, “Dalgıç baba, birkaç para buldu diye Türkiye’de hapiste cehennemde” başlığıyla vermişti.

Sun gazetesi bugün Robyns’in cezaevinde kaldığı dönemle ilgili açıklamalarını aktarırken, “İngiliz baba Türk hapis cehenneminde guardiyanlar tarafından Gladyatör stili dövüşe zorlandı” diyor.

Robyns, Tarihi paraları iki hafta süreyle tatil yaptığı Turgut Reis’te şnorkelle dalış yaparken denizin dibinde bulduğunu söylemiş ve mahkeme davanın düşmesine karar vermişti.

Türkiye yasalarına göre Türk topraklarında bulunan tarihi eserlerin ya da eşyaların yetkililere bildirilmesi gerekiyor.

Bu bildirimin yapılmaması ve bunların yurt dışına çıkarılması ile ilgili suçlar “tarihi eser kaçakçılığı” kapsamında düzenleniyor.


Mahpusun çöpte mektup parçaları bulduğuna dair iddiası

DSC_2092Biliyorsunuz mektuplaşmak bizim mahpuslarla kurduğumuz iletişimde en temel araç. Gönderdiği mektupların bize ulaşmadığını düşünen bir mahpus aynı dönemde çöpte yırtılmış başka mektuplar bulduğunu söylüyor. Türkçe olmamasından ötürü yabancı uyruklu mahpuslara ait olduğu düşünülen mektupların ve bir dilekçenin neden çöpte olduğunun bir açıklaması yok. Kurumunu değiştirdikten sonra bizi haberdar edebilen mahpusun bize yazdığı mektupta ilgili kısmı sizlerle paylaşıyoruz.fp2

Çeviri: Parça parça edilmiş ve çöpe atılmış mektuplara dair kanıtlarım var. Evet, bunlar mektup okuma komisyonundan gelmiş ve temizlik görevlisi bulmuş onları çöpleri boşaltırken. Üstelik bir değil iki değil çok fazla. Benim sorum şuydu; biz içerisinde ailelerimize gönderdiğimiz fotoğraflar da bulunan mektuplara bu kadar fazla para öderken onlar bize niye böyle davranıyorlar.

Ceza İnfaz Kurumu Tüzüğü 91.maddede belirtildiği üzere; hükümlü, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir. Mektup okuma komisyonu tarafından denetlenen ve hapishaneye giriş çıkışı sağlanan mektupların mahpusa verilmemesi yine aynı maddenin 2. fıkrasında şu şarta bağlanıyor; kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmez. Ancak bahsi geçen durumda mektupların neden çöpe atıldığının bir açıklaması olmamakla beraber mahpuslar bu durumdan haberdar edilmiyorlar. Üstelik dilekçe gibi resmi makamlara yazılan yazıların, denetimden muaf olması çöpte bulunan dilekçe kâğıdına bir açıklama bulmayı güçleştiriyor. Mektupların imhası haberleşme hakkının, dilekçenin imhası ise şikâyet etme hakkı ve adil yargılanma hakkının bir parçası olan adalete erişim hakkının ihlali anlamına gelecektir. Söz konusu olayda, yalnızca sorumlu ya da sorumluların bulunması değil; mahpusların iletişim ve şikâyetlerini aktardıkları mektup veya dilekçeleri takip edebilecekleri mekanizmaların kurulmasının; mahpusların haklarını kullanmasını engelleyebilecek keyfi uygulamalara zemin yaratan boşlukların giderilmesinin gerekliliği de görülmektedir.

Haber: Aylin Çelikçi/CİSST


Yabancı Dildeki Kitapların Hapishaneye Kabul Sürecine Dair

Bir süredir İngilizce dışındaki yabancı dilde kitapların hapishanelere alınmayışıyla ilgili şikâyetler alıyorduk. Şu ana kadar yayının dilinin Türkçe olmaması durumunda kurumun denetlemenin nasıl yaptığı, prosedürün nasıl işletildiğine dair bir bilgiye sahip değildik. Türkçe dışında bir dille yazılmış süreli veya süresiz yayınların hapishane kütüphanesine alınması son zamanlarda daha da zorlaştırılmış durumda.

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 62. Maddesinde belirlenmiş süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma hakkına göre mahpuslar mahkemece yasaklanmamış olması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanma hakkında sahiptir denirken basılı yayının kuruma alınmaması şu şarta bağlanıyor; kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsamaması.

Mektuplaştığımız bir mahpus kendisine gelen yabancı dilde kitabın teslimi için kitap çeviri ücretini kendisinin karşılaması gerektiğini söylendiğini iddia etmiş, aylardır kitabı alamadığını söylemişti. Bunun üzerine bu prosedüre dair bilgi edinme kanunu kapsamında Adalet Bakanlığı’na başvurduk. Bakanlıktan henüz sonuç alamadık ancak aynı mahpus aylardır kendisine verilmeyen Almanca kitabın kendisine verildiğini ve prosedüre dair bilgi edindiğini yazmış. Kendisine verilen bilgiye göre göre kitapların başlıklarının emniyet müdürlüğüne gönderilip çevirtilmesi gerekiyor. Eğer bu başlıklarda sakıncalı bir ifadeye rastlanmazsa kitap emniyetin raporuyla kuruma kabul ediliyor.

Dış dünyayla iletişimde önemli bir rol oynayan kitaplar yabancı mahpuslar için radyo ve TV hakkından kendi dillerinde yayın yapan kanallardan yararlanamamaları halinde daha da önemli hale geliyor. Bu örnekte kitap bir şekilde mahpusa verildi ancak birçok hapishaneden mahpusların yaşadıkları mağduriyete dair benzer şikâyetler almaya devam ediyoruz. Konu hakkında bilgi edinme başvurumuzun cevaplanması halinde sahip olacağımız net bilgi kitapların kurumlara kabul edilip edilmemesini keyfi uygulamalara bırakmamak için önem teşkil etmektedir.


Ceza İnfaz Kurumundayken Tekrar Gözaltına Alınan Yabancı Uyruklu Mahpusun Haberini Sizlerle Paylaşıyoruz.

Mezapotamya Ajansı/ Hayri Demir

27 Ekim 2017

Haberin Aslı; < http://mezopotamyaajansi.com/tum-haberler/content/view/3865 >

Bakan kabul etti: Cezaevinden gözaltına alındı jandarmada 7 gün tutuldu

Soru önergesine verilen yanıtta, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Afşin Musazade’nin, cezaevindeyken polislerce gözaltına alınarak götürüldüğü Mardin İl Jandarma Komutanlığı’nda 7 gün boyunca gözaltında tutulduğu ortaya çıktı.

Geçtiğimiz Nisan ayında Diyarbakır’da gözaltına alınarak işkence yapıldıktan sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Afşin Musazade’nin cezaevindeyken ikinci kez gözaltına alındığı ve Mardin İl Jandarma Komutanlığı’nda 7 gün boyunca gözaltında tutulduğu ortaya çıktı. Musazade, tutuklandıktan sonra Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’ne götürüldü. Mayıs ayında, cezaevindeyken ailesi ve avukatlarına haber verilmeden polislerce alındığı basına yansıdı. O günlerde nereye götürüldüğüne dair tek bir açıklama yapılmayan Musazade’nin tekrardan gözaltına alındığı Adalet Bakanlığının soru önergesine verdiği yanıtla ortaya çıktı.
Olay, koğuş arkadaşlarının Musazade’nin akıbetinden habersiz olmaları ve insan hakları savunucularına yaptıkları çağrıdan sonra duyulmuştu.
İDARE AKIBETİNE İLİŞKİN YANITSIZ KALMIŞTI
Günlerce Musazade’den haber alınamaması ve cezaevi yönetiminin de soruları yanıtsız bırakması üzerine HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, konuyu Meclis gündemine taşıdı. Adalet Bakanlığı’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Başaran, cezaevinden alınarak kendisinden haber alınamayan Musazade’nin nereye götürüldüğünü sordu.
DİYARBAKIR’DAN ALINIP MARDİN’E GÖTÜRÜLDÜ
Başaran’ın soru önergesine bu hafta gelen yanıtta Musazade’nin cezaevindeyken ikinci kez gözaltına alındığı ortaya çıktı. Adalet Bakanı Abdulhamit Gül imzasıyla verilen yanıtta, “Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmaya verilen cevapta Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak barındırılan, soru önergesinde adı geçen şahsın Mardin 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin kararıyla 7 gün süreyle kurumdan çıkartılarak Mardin İl Jandarma Komutanlığı Terörle Mücadele ekiplerine teslim edilmesine karar verildiği, 03/05/2017 tarihinde kuruma gelen görevlilere teslim edilen tutuklunun 09/05/2017 tarihinde aynı görevlilerce kuruma iadesinin yapıldığı bildirilmiştir” ifadelerine yer verildi.
İLK DEĞİL
Cezaevindeki tutukluların cezaevindeyken yeniden gözaltına alınması olayı ise ilk kez yaşanmıyor. Diyarbakır’ın Hani ilçesinde 5 Ekim’de düzenlenen operasyonda 2 kişi ile birlikte gözaltına alınan Mazlum Demir isimli tutuklu da 18 Ekim’de tutuklanarak götürüldüğü cezaevinde 20 Ekim’de yeniden gözaltına alınmıştı.
Başaran, tutukluların emniyet tarafından cezaevlerinden çıkarılarak yeniden gözaltına alınmasının gerekçesini de Bakan Gül’e yöneltti. Ancak yanıtta bu uygulamanın mevzuat gereği yapıldığı ve yasal bir uygulama olduğu savunuldu.

 

 


Yüzlerce Yabancı Uyruklu Mahpus Hollanda Hapishanelerinden Erken Tahliye Ediliyor

18 Ekim 2017, 11:20

Janene Pieters

Haberin orijinali için: NL Times

< https://nltimes.nl/2017/10/18/hundreds-foreign-prisoners-released-early-dutch-prisons >

 

Her yıl yüzlerce yabancı uyruklu mahpusun Hollanda Hapishanelerinden erkenden tahliye edildiği ve sınır dışı edildiği Güvenlik ve Adalet Bakanlığı tarafından RTL Nieuws’da onaylandı. 2015 ve 2016 yıllarında 800 yabancı uyruklu mahpus erkenden tahliye edildi ve bu yıl bu rakam 200’ün üzerinde olacak.

Yabancı uyruklu mahpusların erkenden tahliye edilmesi 2012 yılında yapılan hukuki düzenlemeye dayanıyor. Düzenleme sonucunda yabancı uyruklu mahpuslar hapis cezalarının en az yarısını yattıktan ve ülkeyi terk etmeyi kabul ettikten sonra erken tahliye için başvurabiliyor. Hollanda’ya dönmek istemeleri durumunda hapis cezalarının tamamını yatmak zorunda kalıyorlar.

Düzenleme yılın başlarında biraz tartışmalara sebep oldu bunun sebebi de 4 yıl önce Meijel’de 2 yaşındaki bir kız çocuğunun, büyükannesinin ve büyükbabasının arabayla çarpıp kaçarak ölümüne sebep olan Polonyalı bir sürücünün yasadan yararlanmak istemesiydi. Temmuz ayında, Güvenlik ve Adalet Bakanlığı sekreteri Klaas Dijkhoff, düzenleme sınırlayacak şartlar eklemeyi istediklerini belirtti.

Çeviri: Aylin Çelikçi