Hapiste Yabancı

Hapiste Yabancı

Hapiste Yabancı

Bu site, Türkiye hapishanelerdeki yabancı uyruklu ya da sadece yabancı olarak anılan mahpusların durumunu yansıtmak için kuruldu. Sitenin amacı bu mahpusların durumlarını, kendilerine özgü ihtiyaçlarını, sorunlarını ve çözüm önerilerini ortaya koyabilmek, bu konuda bir farkındalık oluşturmak ve konuya ilgili sivil toplum örgütleriyle yabancı mahpuslar arasında bir iletişim ağı oluşturabilmektir.

Site, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) Kasım 2012 tarihinde başlatmış olduğu Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi kapsamında kurulmuştur. Kuruluş aşamasında dernek üyelerinin aktif olarak yürüttüğü sitenin nihai amacı, yabancı mahpusların, mahpus yakınlarının ve konuya ilgili STK’ların kendi sözlerini kendilerinin söyleyebilmesini sağlamak ve siteyi onların katılımlarıyla bağımsız işleyecek bir yapıya kavuşturmaktır. Bu nedenle site ilgilenen herkesin desteğine açıktır.

İletişim Bilgileri:
Adres:
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)
Kamer Hatun Mahallesi, Hamalbaşı Caddesi
Üstündağ İş Merkezi No:14 /139
Galatasaray-Beyoğlu / İSTANBUL
Telefon / Faks:   0212 293 69 82
E-posta: hapisteyabanci@tcps.org.tr


İsrail Hapishanelerinde Açlık Grevindeki Filistinliler

Konhaberin haberini sizlerle paylaşıyoruz.
Tecrit uygulanan tutuklu Filistinli Sabit: “Hapishane yönetimi tutukluların yanında bulunan yiyecekleri ve üzerlerindeki elbiselerini aldı. Onlara, bulundukları yerden başka bir yere nakledilen tutukluların giydiği Eş-Şebas adı verilen elbiseleri verdi. Ayrıca 8 günde bir izin verdiği avluya çıkmayı da yasakladı”
RAMALLAH (AA) – İsrail hapishanelerinde açlık grevini sürdüren ve tecrit uygulanan Filistinli Muslime Sabit, “Hapishane yönetimi tutukluların yanında bulunan yiyecekleri ve üzerlerindeki elbiselerini aldı. Onlara, bulundukları yerden başka bir yere nakledilen tutukluların giydiği Eş-Şebas adı verilen elbiseleri verdi. Ayrıca 8 günde bir izin verdiği avluya çıkmayı da yasakladı.” dedi.
Filistinli Esirler Komitesi Avukatı Mutez Şukeyrat, Sabit ile görüştüğünü açıkladı.
Şukeyrat’ın yaptığı yazılı açıklamaya göre Sabit, açlık grevine başladıkları zaman hapishane yönetiminin kendisi ile 6 Filistinliyi İsrail’in kuzeyinde bulunan Hedayram hapishanesine naklettiğini kaydetti.
Hedayram hapishanesinde 2 gün kaldığını ve daha sonra oradaki bütün tutukluların Ramle kentindeki tecrit hapishanesine götürüldüğünü ifade eden Sabit, şunları anlattı:
“Hapishane yönetimi tutukluların yanında bulunan yiyecekleri ve üzerindeki elbiselerini aldı. Onlara, bulundukları yerden başka bir yere nakledilen tutukluların giydiği Eş-Şebas adı verilen elbiseleri verdi. Ayrıca 8 günde bir izin verdiği avluya çıkmayı da yasakladı.”
Sabit, hapishane yönetimlerinin, tutukluların açlık grevine ara vermesi için baskı uyguladığını aktardı.
İsrail hapishanelerindeki yaklaşık iki bin Filistinli, “İsrail’in keyfi uygulamaları ve hak ihlallerine son verilerek tutukluluk şartlarının iyileştirilmesi” için 17 Nisan’da açlık grevine başlamıştı.
Filistin Esirler Cemiyetinin de aralarında bulunduğu kurumların hazırladığı rapora göre, İsrail hapishanelerinde 481’i işgal altındaki Doğu Kudüs’ten olmak üzere 57’si kadın, 300’ü çocuk yaklaşık 7 bin Filistinli tutuklu bulunuyor.
04.05.2017

Letters From Foreign Prisoners

Yabancı-1

 

They separated us from Turkish homosexuals. We’re also homosexuals, we do not know anyone here. Turkish homosexuals were helping us both financially and spiritually. We 4 people are currently on a hunger strike. We want your NGO to help us. Why did they separate us homosexuals? We are homosexuals and we will continue our hunger strike until we go back to “1 nolu” to our friends. We are asking you to help us 4 people and get us back together with our friends. I’m terrible right now. This prison tortures these 4 people. Because we are homosexuals, we have been staying with Turkish homosexuals the last four years. Is the İzmir Şakrın Prison getting build for us? We will continue our hunger strike because they separated us from our friends. If anything happens to us here the Justice Department is to blame.

 

Yabancı-2

 

You’re asking me if foreigners have any additional problems. Sure there are many, but I do not want to -and usually don’t- take them seriously because of my fighter spirit. If I take them seriously and try to resolve them, some managerial staff who sees me as the enemy try to use my actions against me and blackmail me even for my basic human needs. For instance, a human being (in prison or not) has the basic right of communicating with his/her family. They even arbitrarily use this against us. When the war started some time ago, we wrote and signed a petition to the ministry stating that we do not want war, that we want peace. We also went on a three day hunger strike. Even though we did not harm anyone but ourselves, they gave us a disciplinary punishment for compromising the security of the facility. And the punishment for my friends was not using the sports facilities for a month, and no communication penalty for me. I couldn’t call my family for a month or send/receive letters. So they also punished my family and took away their rights to be in touch with me in the process. It’s the same situation with visits. The family of a foreigner obviously won’t speak Turkish. Since a few years now the ministry has a new rule that whoever wants a visit, they need to go through them and they also need to fill up a form in Turkish only. Plus they need to make an application with this from at least two weeks prior the planned visit date. So my weekly visit turns into a twice a month because of this new rule. So this is the rule for me as a foreigner and my foreign family. But I also can’t have the three Turkish citizens that I listed without them getting the permit from the ministry. Can we do something about these subjects?

 

Yabancı-3

 

I got a report from a Health Institute advising that I stay in a ward. I’m sending you this report. If we take this report to the account, I shouldn’t be in a F Type prison. The room system that I’m now in, is making us stay single or two people at once. The people you stay with also can change. These are not the type of people that can help me. Some of them can’t even look after themselves because of their own health problems. Even if the person can help me in any way, it’s temporary. I already have an aggravated sentence. In short, staying in F Type is very hard, I’m very immobile. If I can at least stay in a ward then there will be many people around me to help me.

 

 

Yabancı-4

 

The landlines in Syria doesn’t work for the last three years because of the civil war. For a long time, 1-2 years, we couldn’t call our families. Now our families bought cell phones, but there isn’t good coverage for them all the time and everywhere so we’re not having problems. For instance, my call day is on Tuesday’s on a weekly basis. And if I use my phone call to call my family that day and can’t reach them or can reach them but there are technical problems, I want to recall them on Wednesday. But they don’t let me. They immediately say that we want to “distort discipline” and give us a negative answer. So they are trying to take away my right. The rules don’t state anything about “one specific” date you can have. So because of this arbitrary practices I can not use my right to call my family. And there is no compensation either. Sometimes, most of the times, the postal service in Syria also doesn’t work. Visits are also a problem. So we only have the phone left. We also do not demand a positive discrimination. We just want our basic rights. If your NGO can tell this to the Ministry of Justice that would be nice. Additionally, our financial situation is not well, so our families can not send us money anytime they want to. To overcome some of the financial strain they want to pay for the calls that we make from inside the prison. We would also like you to get this into your agenda.

 

Yabancı-5

 

What is the Ministry of Justice trying to do? Separating us? Foreign and Turkish prisoners in Bakirkoy Prison are staying together? Nothing did happen but why are they now making a big mistake by separating us? Do they want me to kill myself in here? I don’t get what does the Ministry of Justice want from us? I was trying to commit suicide everyday in Metris Prison because I cannot stay alone, I have psychological problems. I was feeling good next to “******” but now it’s all gone haywire again in this prison I’m losing it more and more everyday in this prison?


Yabancı Uyruklu Mahpuslar Ağı Gönüllü Avukat Çağrsı

 

 

CEZA İNFAZ SİSTEMİNDE SİVİL TOPLUM DERNEĞİ / TÜRKİYE HAPİSHANE ÇALIŞMALARI MERKEZİ

 Yabancı Uyruklu Mahpuslar Ağı Gönüllü Avukat Çağrsı

 

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi (CİSST/TCPS) kurulduğu 2006 yılından bu yana insan hakları alanında çalışmakta ve özel ihtiyacı olan mahpusların ihtiyaçlarını tespit ederek yaşanan problemleri asgariye indirmek için stratejiler üretmektedir. Özel ihtiyacı olan mahpus gruplarından bir tanesi olan yabancı uyruklu mahpuslar, hapishanelerde dil sebebiyle birçok engelle karşılaşmakta; adalete, sağlık hakkına erişmekte birçok problem yaşamakta; kültür, din, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi sebeplerden ayrımcılığa maruz kalmaktadır.

 

Oluşturacağımız gönüllü avukat ağı ile yabancı uyruklu mahpusların yaşadığı problemleri asgariye indirmeyi;  hapishane ziyaretleri ile daha çok yabancı uyruklu mahpusa ulaşmayı ve mahpuslara insan hakları bağlamında hukuki destek vermenin yanı sıra; bu alanda çalışan avukatlar arasında deneyim paylaşımını arttırmayı ve avukatları yabancı mahpusların özgün koşullarına ilişkin güçlendirmeyi amaçlamaktayız.

 

Yabancı Uyruklu Mahpuslar Ağı’nın bir parçası olarak organize edilecek bu gönüllü avukat ağına hapisteyabanci@tcps.org.tr adresine neden katılmak istediğinizi belirten bir niyet mektubu ile başvurabilirsiniz.

 

 

 

 


‘Tercüme hatası’ Nedeniyle 21 Yıl Hapis Yattı

İtalya’da  21 yıldır hapis yatan bir mahpus, tercüme hatası sebebiyle aslında suçsuz olduğu anlaşıldı ve serbest kaldı. T24’ün haberini sizlerle paylaşıyoruz.

İtalyan basınındaki haberlere göre şu an 51 yaşında olan Angelo Massaro, güneydeki Puglia bölgesinde yer alan Taranto’da 1995’te işlenen bir cinayetten suçlu bulunarak 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Massaro suçlamayı reddetse de, bir muhbirin ihbarı ve telefon dinlemesinde elde edilen “delillerle” mahkum edildi.

Ancak aradan 21 yıl geçtikten sonra Massaro’nun hapse atılmasına neden olan telefon dinlemesinin hatalı yorumlandığı ortaya çıktı. Puglia bölgesine özgü lehçeyle konuşan Massaro’nun söz konusu telefon görüşmesinde karısına “bir yük” taşıdığını söylediği, ancak Massaro’nun “yük” anlamında kullandığı “muers” kelimesinin “muert” (ölü) olarak kayıtlara geçtiği belirlendi.

Massaro, cinayet anında, uyuşturucu bağımlılığı tedavisi için bir sağlık kuruluşunda olduğu da kanıtlanınca 21 yıl sonra serbest kaldı.

Hapiste hukuk okudu

Hapisteyken dışarıdan liseyi bitiren ve hukuk eğitimi alan Angelo Massaro, haksız yere yıllarca hapis yatmasına rağmen aklını yitirmemeyi başarmasını, “Ders çalışmak bana çok yardımcı oldu, ama delirmemi önleyen yoga, meditasyon ve spor oldu” diye açıkladı.

İkinci haksız mahkumiyeti

Massaro’nun başına gelen ilk yanlış mahkumiyet de bu değil. 1991’de de başka bir cinayet için 21 yıl hapse mahkum edilen Massaro, ö dönem 1 yıl hapis yattıktan sonra suçsuz olduğu anlaşılınca serbest bırakılmış. İlk haksız mahkumiyeti için dönemin parasıyla 10 milyon liret (yaklaşık 5000 euro) tazminat alan Massaro, şimdi de hapiste geçirdiği son 21 yılı için tazminat talep etmeye hazılanıyor.

Halen evli ve 2 çocuk sahibi olan Massaro, yaşadığı haksızlığın ortaya çıkmasıyla neler hissettiği sorusuna şöyle cevap verdi:

“Kimseden nefret etmiyorum ama kızgınım. Çocuklarımın büyüdüğünü göremediğim için kızgınım. Hapse girdiğimde oğlum Raffaele 2.5 yaşındaydı, Antonio ise 45 günlüktü… Dayanabildiysem karım Patrizia’nın sayesindedir. O masum olduğuma hep inandı.”

13.04.2017


Türkiye Hapishanelerinde 4704 Yabancı Uyruklu Mahpus Var

Sputniknews’in haberini sizlerle paylaşıyoruz:

Adalet Bakanlığı, Türkiye’deki cezaevlerinde 470’i tutuklu, 28’i hükümlü toplam 498 IŞİD’linin olduğunu bildirdi.
Bakanlık CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi’nin sorusu üzerine Türkiye’deki cezaevlerinde terör suçundan tutuklu ve hükümlü bulunan yabancı uyrukluların sayısını açıkladı.
2017 verilerine göre Türkiye’deki hapishanelerde 4 bin 704 yabancı uyruklu tutuklu ve hükümlünün olduğu ifade edilirken, bu oranın tutuklu ve hükümlü sayısının yüzde 2’sine tekabül ettiği bildirildi.
Terör suçundan cezaevinde bulunan yabancıların ise, terörden hüküm giyenlerin yüzde 16’sını oluşturduğu kaydedildi. Terör suçundan hüküm giyen yabancıların ise yüzde 64’ü IŞİD’lilerden oluşuyor.
‘TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ SAYISI YÜZDE 109 ARTTI’
Cezaevlerinde şu an 470’i tutuklu, 28’i hükümlü toplam 498 IŞİD üyesi var. 12-17 yaş arasında 15 yabancı uyruklu çocuğun IŞİD mensubu olduğu gerekçesiyle tutuklandığı belirtilen açıklamada, 18-21 yaş arasında 65’i tutuklu 5’i hükümlü toplam 70, 21 yaş ve üstünde ise 390’ı tutuklu 23’ü hükümlü toplam 413 IŞİD üyesinin olduğu belirtildi.
Bakanlık verileri, son 8 yılda adli suçlar nedeniyle cezaevine giren yabancı uyruklu tutuklu ve hükümlü sayısında da yüzde 109 oranında artış olduğunu gösterdi. 2009 yılında Türkiye’deki cezaevlerinde terör nedeniyle 17’si hükümlü 40 mahkum bulunurken bu sayı 2017 yılında 775’e ulaştı.

28.03.2017


Yabancı Mahpuslar İçin Skype Kampanyası

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi’nden Hilal Başak Demirbaş’ın yabancı uyruklu mahpuslar için SKYPE kampanyası üzerine Ahmet Külsoy ile gerçekleştirmiş olduğu röportajın detaylarını paylaşıyoruz.

Ahmet Külsoy

DUVAR – Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi (CİSST/TCPS), Türkiye’deki cezaevlerinde bulunan yabancı uyruklu hükümlü ve tutuklu mahkûmları, aileleriyle Skype yöntemiyle görüştürmek için proje hazırladı. Projenin uygulamaya geçirilmesi için Adalet Bakanlığı ve Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’yle önümüzdeki günlerde görüşülecek. Proje kabul edilirse, yabancı uyruklu mahkûmlar rahat bir nefes alacak.

Ceza İnfaz Sistemleri Derneği’nin edindiği bilgilere göre, 2015 yılı itibariyle Türkiye’deki cezaevlerinde 4 bin 29 yabancı uyruklu tutuklu ve hükümlü mahkûm bulunuyor. 4 bin 29 yabancı uyruklu tutuklu ve hükümlünün bin 450’sinin Suriyeli (Türkiye’de 3 milyonu aşkın Suriyeli mülteci yaşıyor) olduğu ifade ediliyor. Tutuklu ve hükümlü Suriyeliler arasında 77’si erkek ve 3 kadın çocuk bulunuyor.

SKYPE YÖNTEMİYLE NASIL GÖRÜŞME YAPILACAK?

Proje Sorumlusu Sosyolog Hilal Başak Demirbaş’ın verdiği bilgiye göre, Skype yöntemiyle cezaevlerinde bulunan internet ortamı üzerinden görüşme yapılacak. Bunun için de cezaevlerinde öncelikle Skype odaları oluşturulması gerekiyor. Bu sistemin cezaevlerinde altyapısı olduğunu belirten Dizer “Projenin hayata geçmesi halinde, tutuklu veya hükümlü belirli aralıkla telefona gerek duymadan görüntülü aramayla konuşabilecek. Prosedürler nedeniyle uzayan süreçleri atlayarak daha hızlı ve kolay iletişim kurabilmeleri mümkün olacaktır” dedi.

İTALYA’DA UYGULANIYOR

İtalya’da Padova Hapishanesi’nde Skype yöntemiyle yabancı uyruklu mahkûmların kendi dillerinde yakınlarıyla görüntülü görüşme yaptıklarını aktaran Demirbaş, bu tip alternatif haberleşme yöntemlerinin Türkiye hapishanelerinde de yaygınlaştırılmasının insani ve vicdanı demokratik bir hak olduğunu ifade etti.

KRB isimli Suriyeli hükümlünün Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nden, Ceza İnfaz Sistemleri Derneği’ne yazdığı mektupda dile getirdiği şu sıkıntılar da, projenin önemini ortaya koyuyor: “Suriye ile aramızda binlerce kilometre mesafe var. Ailemin gelip gitmesi çok zor. Gelseler dahi çoğu zaman prosedür gereği görüşemeden geri dönüyorlar. En küçük bir evrak yoksa görüşme yapılamıyor. Telefon görüşmesi pahalı , iki üç dakika da kesiliyor.”

Ailelerin görüşe gelmeden önce akrabalık durumları, kimlik fotokopileri ve ziyaret edecekleri akrabalarının isimlerini belge olarak Türkçeye tercüme edip, günler öncesinden Adalet Bakanlığı’na teslim etmeleri gerekiyor. Çoğu zaman bu uygulamanın günler aldığını söyleyen Proje Sorumlusu Demirbaş, Skype uygulamasına geçilmesi halinde bu ve benzeri sorunların yaşanmayacağına dikkat çekiyor.

İLERİDE TÜM MAHKÛMLARI KAPSAYABİLİR

Hilal Başak Demirbaş’ın bu konudaki değerlendirmeleri şöyle: “Tutuklu ve hükümlünün ziyaretçisinin bir hafta önceden ilgili cumhuriyet savcılığına, terör veya örgütlü suçlardan hükümlü ve tutuklu olanların ziyaretçilerinin ise 15 gün önceden Adalet Bakanlığı’na başvurmaları gerekiyor. Zira bu prosedür, ailelerinin Türkiye’ye gelmeleri ve konaklamaları mahpûs yakınına ağır maddi külfet getiriyor. Bunu ortadan kaldırmanın yolu Skype görüşmesidir.”

Projeyi pilot bir hapishaneden başlatmak için çalışmalarını sürdüren Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi (CİSST/TCPS), uygulamanın başlatılması için Meclis’te grubu bulunan siyasi partiler, Cezaevi Komisyonu Üyeleri ve diğer sivil toplum örgütleriyle görüşmeler yapacak. İlerleyen aşamalar da da uygulamanın Türkiyeli hükümlü ve tutukluları kapsaması için de çalışma yapılacak.

24 Şubat 2017


Kürtçe Mektubun Engellenmesi Meclise Taşındı

HDP, Elazığ Hapishanesinde bir mahpusun Kürtçe yazdığı mektubu ‘bilinmeyen dil’ kullandığı gerekçesiyle engellemesini Adalet Bakanı Bozdağ’a sordu. Evrensel.net’in haberini sizlerle paylaşıyoruz.

HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine dair Meclis Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’a sorular yönelten Irgat, gerekçesinde, “Basına yansıyan haberlere göre Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi idaresi, bir tutuklunun Kürtçe yazdığı mektubu Bilinmeyen Dil” kullanıldığı gerekçesiyle gönderilmesine izin vermemiştir” dedi.

Irgat, Bakan Bozdağ’a şu soruları yöneltti:

* Türkçe dışında başka dillerde yazılmış mektup kart vs. tutuklu-hükümlülere verilmeyeceğine dair bir hukuki düzenleme var mıdır? Bakanlığınızın bu konuda sözlü ve yazılı herhangi bir talimatı var mıdır?

* Tutuklu-hükümlüye gelen Kürtçe mektup ve kartların kendilerine teslim edilmediği ve yine aynı şekilde cezaevinden tutuk-hükümlülerin dışarıya yazdıkları Kürtçe mektup ve kartların ise gönderilmediği bilginiz dahilinde midir?

* Bu şekildeki uygulamaların, tutuklu-hükümlülerin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde korunmakta olan ve kendileri açısından en hayati olan haber alma ve iletişim haklarının en ağır şekilde engellenmesi anlamına gelmemekte midir? (DİHABER)