Hapiste Yabancı

Hapiste Yabancı

Hapiste Yabancı

Bu site, Türkiye hapishanelerdeki yabancı uyruklu ya da sadece yabancı olarak anılan mahpusların durumunu yansıtmak için kuruldu. Sitenin amacı bu mahpusların durumlarını, kendilerine özgü ihtiyaçlarını, sorunlarını ve çözüm önerilerini ortaya koyabilmek, bu konuda bir farkındalık oluşturmak ve konuya ilgili sivil toplum örgütleriyle yabancı mahpuslar arasında bir iletişim ağı oluşturabilmektir.

Site, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’nin (CİSST) Kasım 2012 tarihinde başlatmış olduğu Özel İhtiyaçları Olan Mahpuslar Projesi kapsamında kurulmuştur. Kuruluş aşamasında dernek üyelerinin aktif olarak yürüttüğü sitenin nihai amacı, yabancı mahpusların, mahpus yakınlarının ve konuya ilgili STK’ların kendi sözlerini kendilerinin söyleyebilmesini sağlamak ve siteyi onların katılımlarıyla bağımsız işleyecek bir yapıya kavuşturmaktır. Bu nedenle site ilgilenen herkesin desteğine açıktır.

İletişim Bilgileri:
Adres:
Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)
Kamer Hatun Mahallesi, Hamalbaşı Caddesi
Üstündağ İş Merkezi No:14 /139
Galatasaray-Beyoğlu / İSTANBUL
Telefon / Faks:   0212 293 69 82
E-posta: hapisteyabanci@tcps.org.tr


Yüksek Mahkeme, yabancı uyruklu mahpusların sınırdaşı edilmesine sebep olan UK politikasını hukuk dışı buldu

“Önce sınırdışı et, sonra temyiz hakkı ver” uygulamasının “tamamen olmasa da büyük oranda sınırlayacak” karar

14 Haziran 2017, 12:38

Alan Travis

Haberin orijinali için; THE GUARDIAN <https://www.theguardian.com/law/2017/jun/14/supreme-court-rules-uk-system-for-deporting-foreign-criminals-unlawful&gt;

(Fotoğraf: Fiona Hanson/PA)

İngiltere İçişleri Bakanlığı’nın yabancı uyruklu mahpuslara yönelik uzaklaştırmak amacıyla uygulanan “önce sınır dışı et, sonra temyiz hakkı ver” politikası Yüksek Mahkeme tarafından hukuk dışı bulundu.

1,100’den fazla yabancı uyruklu mahpus 2014 Temmuzundan beri yürütülen bu sistem sebebiyle Britanya’dan sınır dışı edilmişti. Bu sistem Muhafazakâr söylemin teminatı olarak görülen ve yabancı mahpuslara sınır dışı edilme kararına itiraz hakkı tanımıyor.

Avukatlar, Çarşamba günü verilen bu kararın tartışmasız gücün düzenli kullanımını “tamamen olmasa da büyük oranda sınırlayacağı” beklentisinde olduklarını belirtiyorlar.

Yüksek Mahkeme başsavcısı Lady Hale ve dört farklı yargıç tarafından alınan kararda, sistemin yabancı uyruklu mahpusların kararı temyiz etme hakkının önünün farklı yollarla kapaması sebebiyle mahpusların insan haklarının çiğnediğini belirtildi.

Dava, uyuşturucu madde suçundan hapishanede bulunan iki erkek mahpusla ilgiliydi. İlki, 1997’de üç yaşında ailesiyle beraber Kenya’dan gelen Kevin Kiare, ikincisi Birleşik Krallık’a 2002’de gelen ve İngiliz vatandaşıyla evlenmesiyle beraber oturma izni alan, sekiz çocuğu olan bir baba, Courtney Byndloss.

İçişleri Bakanı iki dava için de 2002 Vatandaşlık, Göç ve İltica Yasası’nın 94B maddesi altında temyizden evvel yapılan naklin insan hakları ihlali olmadığını belirten belgeler yayınladı. Bu kararla beraber mahpuslar Kenya ve Jamaica’ya gönderildikten sonra sadece sınır dışı edilmelerine karşı dava açabileceklerdi.

Bununla birlikte Yüksek Mahkeme, her iki mahpusun hukuki temsili güvence altına alınabilseydi bile görülen davada büyük zorluklarla karşılaşacaklarını belirtti.

“Ayrıca hukuken geçerli bir itirazın etkililiği, kararı temyize götüren kişinin, değişen kişisel özellikleri ve Birleşik Krallıkta yaşayan başka kişilerle özellikle çocuklarla, partneriyle veya herhangi bir aile üyesiyle ilişkisinin kalitesi hakkında mahkemeye canlı kanıt sunmasını da sağlamalıdır.”

Mahkeme, canlı kanıtların ekran üzerinden sunulmasının önünde kişiye yönelik finansal ve hukuki bariyerler bulunduğunu ve bu bariyerlerin neredeyse aşılamaz olduğunu söyledi. Hâkimler, Adalet Bakanlığı’nın yurtdışında mahpuslara kanıt sunabilmeleri konusunda vereceği destekte başarısızlığa uğramasının mahpusların, gönderildikleri insan haklarıyla uyumlu olmayan ülkelerde temyiz süreçlerini yürütmeleri demek olduğunu söylüyorlar.

Yüksek Mahkeme yetkilisi, kararlarının ailevi gerekçeler temelinde sınır dışı edilmeye karşı bir direnç olmadığını; İçişleri Bakanı’nın kararı ile Britanya sınırları içerisinde karara itiraz etmelerine izin verilmeden ve yurt dışında temyiz için gerekli zemin hazırlanmadan sınır dışı edilen kişilerin, insan haklarının ihlal edilmesiyle ilgili olduğunu savundu.

Karara yanıt olarak Göç Bakanı Brandon Lewis açıklamasında, “Hükümet düzenli olarak yabancı uyruklu mahpusların Birleşik Krallık’ta yerinin olmadığı yönünde kararlar alıyor ve biz bu kararlara karşı hareket etmeye devam edeceğiz. Yüksek Mahkemenin kararından dolayı hayal kırıklığına uğradık ve bunun sonuçlarını dikkatlice değerlendiriyoruz.”

Ancak 5 Numaralı Baro Odasından Manjit S Gill QC ve Byndloss’un avukatı, verilen kararın yabancı uyruklu mahpusların sınır dışı edilmesindeki gücün kullanımını zayıflatacağını söyledi.

“Yüksek Mahkemenin kararı tamamen olmasa bile ağır bir şekilde sınırlanacak, İçişleri

Bakanlığı’nın özellikle sınır dışı edilme kararına tehcirin aile ya da özel hayat hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle itiraz eden yabancı uyruklu mahpuslar özelinde uyguladığı tartışmalı ‘Önce sınır dışı et, sonra temyiz hakkı ver’ politikasıyla ilgili olan kısımda. Mahkeme böylesine büyük bir gücün rutin olarak kullanımını onaylamadığını açıkladı” denildi.

Avukatlar, İçişleri Bakanı’nın 2014-2016 yılları arasında “önce sınır dışı et sonra temyiz hakkı ver” politikası neticesinde 1,175 yabancı mahpusun sınır dışı kararının onaylandığını söyledi. 2016 yılının sonuna kadar bu kişilerden sadece 72 tanesi mahkemeye yurtdışından itirazda bulundu.

“Yüksek Mahkeme’nin belirttiği gibi bu durum içerisinde mahpuslar tarafından karşılaşılan pratik, finansal ve lojistik zorlukları barındırıyor. 13 Şubat 2017 itibariyle 72 temyizden hiçbiri başarılı olamadı. Bu da temyiz sürecinde yurtdışında bulunmanın içinde barındırdığı zorlukların bir yansımasıdır” açıklamasında bulunuldu.

Göçmen Refahı için Ortak Konsey (The Joint Council for the Welfare of Immigrants) kararı memnuniyetle karşıladı ve geçtiğimiz aralık ayında hükümetin göç davalarıyla ilgili sistemi “kişilerin temyiz hakkını kullanamadan Birleşik Krallık’tan çıkarılmasının önünü açarak” genişletmiş olduğunu söyledi.

JCWI Genel Sekreteri Saira Grant, “Yüksek Mahkeme bizim de en başından uyardığımız gibi, yurtdışından temyiz davasının açılmasının neredeyse imkânsız olduğunu kabul etti. Aynı zamanda İçişleri Bakanı’nın, kendisiyle uyuşmazlık yaşayan herhangi birini sınır dışı etmesinin önüne geçilerek hukukun üstünlüğü onaylanmış oldu.

 

Çeviri: Aylin Çelikçi


Farklı Dillerde Kitap Talebi

Yabancı mahpuslar için başta İngilizce olmak üzere farklı dillerde kitaplara ihtiyaç duymaktayız. Birçok hapishane kütüphanesinde yabancı dilde süreli veya süresiz yayın bulunmamakta, bu sebeple mektuplardan da gördüğümüz üzere farklı dillerde kitaplar yabancı mahpusların en çok ihtiyaç duydukları şeylerden biri olmaktadır. Bilgi almak veya başta İngilizce olmak üzere farklı dillerde kitap bağışı yapmak isterseniz CİSST/TCPS’in 0212 293 69 82 numaralı telefonunu arayabilirsiniz.


Yabancı Mahpusun Televizyon Alabilmek İçin Destek Talebi

Derneğimize mektup aracılığıyla ulaşan yabancı bir mahpus, 7 odalık koğuşta tek televizyonu olmayan odada kaldığını ve televizyona ihtiyacı olduğunu dile getirmiştir. Ailesini en son üç yıl önce görmüş olan mahpusun dışarısıyla iletişimi minimum düzeydedir dolayısıyla televizyon ihtiyacı dış dünyayla olan ilişkisinde önemli bir yer teşkil ediyor. Mektuptan mahpusun mağduriyetini anlatan birkaç cümleyi sizinle paylaşıyoruz.mektup1.pngmektup2.png

Mahpusa televizyon alabilmesi için maddi yardımda bulunmak isterseniz derneğimize (CİSST/TCPS) 0212 293 69 82 numarası üzerinden ulaşabilirsiniz.


İsrail Hapishanelerinde Açlık Grevindeki Filistinliler

Konhaberin haberini sizlerle paylaşıyoruz.
Tecrit uygulanan tutuklu Filistinli Sabit: “Hapishane yönetimi tutukluların yanında bulunan yiyecekleri ve üzerlerindeki elbiselerini aldı. Onlara, bulundukları yerden başka bir yere nakledilen tutukluların giydiği Eş-Şebas adı verilen elbiseleri verdi. Ayrıca 8 günde bir izin verdiği avluya çıkmayı da yasakladı”
RAMALLAH (AA) – İsrail hapishanelerinde açlık grevini sürdüren ve tecrit uygulanan Filistinli Muslime Sabit, “Hapishane yönetimi tutukluların yanında bulunan yiyecekleri ve üzerlerindeki elbiselerini aldı. Onlara, bulundukları yerden başka bir yere nakledilen tutukluların giydiği Eş-Şebas adı verilen elbiseleri verdi. Ayrıca 8 günde bir izin verdiği avluya çıkmayı da yasakladı.” dedi.
Filistinli Esirler Komitesi Avukatı Mutez Şukeyrat, Sabit ile görüştüğünü açıkladı.
Şukeyrat’ın yaptığı yazılı açıklamaya göre Sabit, açlık grevine başladıkları zaman hapishane yönetiminin kendisi ile 6 Filistinliyi İsrail’in kuzeyinde bulunan Hedayram hapishanesine naklettiğini kaydetti.
Hedayram hapishanesinde 2 gün kaldığını ve daha sonra oradaki bütün tutukluların Ramle kentindeki tecrit hapishanesine götürüldüğünü ifade eden Sabit, şunları anlattı:
“Hapishane yönetimi tutukluların yanında bulunan yiyecekleri ve üzerindeki elbiselerini aldı. Onlara, bulundukları yerden başka bir yere nakledilen tutukluların giydiği Eş-Şebas adı verilen elbiseleri verdi. Ayrıca 8 günde bir izin verdiği avluya çıkmayı da yasakladı.”
Sabit, hapishane yönetimlerinin, tutukluların açlık grevine ara vermesi için baskı uyguladığını aktardı.
İsrail hapishanelerindeki yaklaşık iki bin Filistinli, “İsrail’in keyfi uygulamaları ve hak ihlallerine son verilerek tutukluluk şartlarının iyileştirilmesi” için 17 Nisan’da açlık grevine başlamıştı.
Filistin Esirler Cemiyetinin de aralarında bulunduğu kurumların hazırladığı rapora göre, İsrail hapishanelerinde 481’i işgal altındaki Doğu Kudüs’ten olmak üzere 57’si kadın, 300’ü çocuk yaklaşık 7 bin Filistinli tutuklu bulunuyor.
04.05.2017

Letters From Foreign Prisoners

Yabancı-1

 

They separated us from Turkish homosexuals. We’re also homosexuals, we do not know anyone here. Turkish homosexuals were helping us both financially and spiritually. We 4 people are currently on a hunger strike. We want your NGO to help us. Why did they separate us homosexuals? We are homosexuals and we will continue our hunger strike until we go back to “1 nolu” to our friends. We are asking you to help us 4 people and get us back together with our friends. I’m terrible right now. This prison tortures these 4 people. Because we are homosexuals, we have been staying with Turkish homosexuals the last four years. Is the İzmir Şakrın Prison getting build for us? We will continue our hunger strike because they separated us from our friends. If anything happens to us here the Justice Department is to blame.

 

Yabancı-2

 

You’re asking me if foreigners have any additional problems. Sure there are many, but I do not want to -and usually don’t- take them seriously because of my fighter spirit. If I take them seriously and try to resolve them, some managerial staff who sees me as the enemy try to use my actions against me and blackmail me even for my basic human needs. For instance, a human being (in prison or not) has the basic right of communicating with his/her family. They even arbitrarily use this against us. When the war started some time ago, we wrote and signed a petition to the ministry stating that we do not want war, that we want peace. We also went on a three day hunger strike. Even though we did not harm anyone but ourselves, they gave us a disciplinary punishment for compromising the security of the facility. And the punishment for my friends was not using the sports facilities for a month, and no communication penalty for me. I couldn’t call my family for a month or send/receive letters. So they also punished my family and took away their rights to be in touch with me in the process. It’s the same situation with visits. The family of a foreigner obviously won’t speak Turkish. Since a few years now the ministry has a new rule that whoever wants a visit, they need to go through them and they also need to fill up a form in Turkish only. Plus they need to make an application with this from at least two weeks prior the planned visit date. So my weekly visit turns into a twice a month because of this new rule. So this is the rule for me as a foreigner and my foreign family. But I also can’t have the three Turkish citizens that I listed without them getting the permit from the ministry. Can we do something about these subjects?

 

Yabancı-3

 

I got a report from a Health Institute advising that I stay in a ward. I’m sending you this report. If we take this report to the account, I shouldn’t be in a F Type prison. The room system that I’m now in, is making us stay single or two people at once. The people you stay with also can change. These are not the type of people that can help me. Some of them can’t even look after themselves because of their own health problems. Even if the person can help me in any way, it’s temporary. I already have an aggravated sentence. In short, staying in F Type is very hard, I’m very immobile. If I can at least stay in a ward then there will be many people around me to help me.

 

 

Yabancı-4

 

The landlines in Syria doesn’t work for the last three years because of the civil war. For a long time, 1-2 years, we couldn’t call our families. Now our families bought cell phones, but there isn’t good coverage for them all the time and everywhere so we’re not having problems. For instance, my call day is on Tuesday’s on a weekly basis. And if I use my phone call to call my family that day and can’t reach them or can reach them but there are technical problems, I want to recall them on Wednesday. But they don’t let me. They immediately say that we want to “distort discipline” and give us a negative answer. So they are trying to take away my right. The rules don’t state anything about “one specific” date you can have. So because of this arbitrary practices I can not use my right to call my family. And there is no compensation either. Sometimes, most of the times, the postal service in Syria also doesn’t work. Visits are also a problem. So we only have the phone left. We also do not demand a positive discrimination. We just want our basic rights. If your NGO can tell this to the Ministry of Justice that would be nice. Additionally, our financial situation is not well, so our families can not send us money anytime they want to. To overcome some of the financial strain they want to pay for the calls that we make from inside the prison. We would also like you to get this into your agenda.

 

Yabancı-5

 

What is the Ministry of Justice trying to do? Separating us? Foreign and Turkish prisoners in Bakirkoy Prison are staying together? Nothing did happen but why are they now making a big mistake by separating us? Do they want me to kill myself in here? I don’t get what does the Ministry of Justice want from us? I was trying to commit suicide everyday in Metris Prison because I cannot stay alone, I have psychological problems. I was feeling good next to “******” but now it’s all gone haywire again in this prison I’m losing it more and more everyday in this prison?


Yabancı Uyruklu Mahpuslar Ağı Gönüllü Avukat Çağrsı

 

 

CEZA İNFAZ SİSTEMİNDE SİVİL TOPLUM DERNEĞİ / TÜRKİYE HAPİSHANE ÇALIŞMALARI MERKEZİ

 Yabancı Uyruklu Mahpuslar Ağı Gönüllü Avukat Çağrsı

 

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi (CİSST/TCPS) kurulduğu 2006 yılından bu yana insan hakları alanında çalışmakta ve özel ihtiyacı olan mahpusların ihtiyaçlarını tespit ederek yaşanan problemleri asgariye indirmek için stratejiler üretmektedir. Özel ihtiyacı olan mahpus gruplarından bir tanesi olan yabancı uyruklu mahpuslar, hapishanelerde dil sebebiyle birçok engelle karşılaşmakta; adalete, sağlık hakkına erişmekte birçok problem yaşamakta; kültür, din, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği gibi sebeplerden ayrımcılığa maruz kalmaktadır.

 

Oluşturacağımız gönüllü avukat ağı ile yabancı uyruklu mahpusların yaşadığı problemleri asgariye indirmeyi;  hapishane ziyaretleri ile daha çok yabancı uyruklu mahpusa ulaşmayı ve mahpuslara insan hakları bağlamında hukuki destek vermenin yanı sıra; bu alanda çalışan avukatlar arasında deneyim paylaşımını arttırmayı ve avukatları yabancı mahpusların özgün koşullarına ilişkin güçlendirmeyi amaçlamaktayız.

 

Yabancı Uyruklu Mahpuslar Ağı’nın bir parçası olarak organize edilecek bu gönüllü avukat ağına hapisteyabanci@tcps.org.tr adresine neden katılmak istediğinizi belirten bir niyet mektubu ile başvurabilirsiniz.

 

 

 

 


‘Tercüme hatası’ Nedeniyle 21 Yıl Hapis Yattı

İtalya’da  21 yıldır hapis yatan bir mahpus, tercüme hatası sebebiyle aslında suçsuz olduğu anlaşıldı ve serbest kaldı. T24’ün haberini sizlerle paylaşıyoruz.

İtalyan basınındaki haberlere göre şu an 51 yaşında olan Angelo Massaro, güneydeki Puglia bölgesinde yer alan Taranto’da 1995’te işlenen bir cinayetten suçlu bulunarak 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Massaro suçlamayı reddetse de, bir muhbirin ihbarı ve telefon dinlemesinde elde edilen “delillerle” mahkum edildi.

Ancak aradan 21 yıl geçtikten sonra Massaro’nun hapse atılmasına neden olan telefon dinlemesinin hatalı yorumlandığı ortaya çıktı. Puglia bölgesine özgü lehçeyle konuşan Massaro’nun söz konusu telefon görüşmesinde karısına “bir yük” taşıdığını söylediği, ancak Massaro’nun “yük” anlamında kullandığı “muers” kelimesinin “muert” (ölü) olarak kayıtlara geçtiği belirlendi.

Massaro, cinayet anında, uyuşturucu bağımlılığı tedavisi için bir sağlık kuruluşunda olduğu da kanıtlanınca 21 yıl sonra serbest kaldı.

Hapiste hukuk okudu

Hapisteyken dışarıdan liseyi bitiren ve hukuk eğitimi alan Angelo Massaro, haksız yere yıllarca hapis yatmasına rağmen aklını yitirmemeyi başarmasını, “Ders çalışmak bana çok yardımcı oldu, ama delirmemi önleyen yoga, meditasyon ve spor oldu” diye açıkladı.

İkinci haksız mahkumiyeti

Massaro’nun başına gelen ilk yanlış mahkumiyet de bu değil. 1991’de de başka bir cinayet için 21 yıl hapse mahkum edilen Massaro, ö dönem 1 yıl hapis yattıktan sonra suçsuz olduğu anlaşılınca serbest bırakılmış. İlk haksız mahkumiyeti için dönemin parasıyla 10 milyon liret (yaklaşık 5000 euro) tazminat alan Massaro, şimdi de hapiste geçirdiği son 21 yılı için tazminat talep etmeye hazılanıyor.

Halen evli ve 2 çocuk sahibi olan Massaro, yaşadığı haksızlığın ortaya çıkmasıyla neler hissettiği sorusuna şöyle cevap verdi:

“Kimseden nefret etmiyorum ama kızgınım. Çocuklarımın büyüdüğünü göremediğim için kızgınım. Hapse girdiğimde oğlum Raffaele 2.5 yaşındaydı, Antonio ise 45 günlüktü… Dayanabildiysem karım Patrizia’nın sayesindedir. O masum olduğuma hep inandı.”

13.04.2017