Bakırköy Hapishanesi İzlenimleri

Zaman gazetesi yazarlarından Aslıhan Köşşekoğlu, beraberindeki Çalışan Bayanlar Derneği (ÇABADER) üyesi 10 kadınla beraber Bakırköy Hapishanesi’ni ziyaret etmiş ve gözlemlerini yazmış. Oldukça kısa ve olumlu bir şekilde yabancı kadın mahpuslardan da bahseden Köşekkoğlu’nun bu yazısını yine bloğumuzda yer verdiğimiz Zeynep Kuray’ın Kadın Yabancı Mahpusların Çalışma Durumları ve Koşulları yazısıyla beraber okumanızı öneriyoruz.

Ne anlatır bize cezaevleri?

ASLIHAN KÖŞŞEKOĞLU Sayı: 110 | 2 Mayıs 2013

Geçtiğimiz günlerde Çalışan Bayanlar Derneği (ÇABADER) üyesi kadınlarla birlikte Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ndeydik. Soğuk duvarların ardında sıcacık bir anı bırakarak cezaevinden ayrıldık…

Başlıktaki sorunun cevabı elbette içinde bulunulan duruma göre değişir. Ziyaretçi olarak girdiyseniz dört duvar arasına, hayatın gerçeklerini solumanın, şükrü can-ı gönülden dillendirmenin, elinde olanla yetinmeyi bilmenin tam yeridir burası… Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’ne ilk ziyaretimiz değil ama kapısında yine aynı hislerle hemhâliz. Bu sefer yalnız da değiliz, Çalışan Bayanlar Derneği (ÇABADER) üyesi 10 kadına eşlik ediyoruz. Hepsi farklı meslek gruplarından; reklamcı, sağlık çalışanı, mühendis… Uzayan resmî işlemlerden ve güvenlik önlemlerinden dolayı gecikmiş bir etkinlik bu esasında. Programın asıl gayesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde cezaevindeki kadınlarla bir araya gelmekti. Öyle ya, kadın dayanışması dediğimiz şey en çok da böyle zaman ve mekânlarda gerekli değil miydi?

Ziyaretimiz, bizim dışımızda ekipteki herkesin ilk cezaevi tecrübesi. Giriş kapısında duygular hayli karışık, bir o kadar da tanıdık. Heyecan, merak, hesapta olmayan bir yerlerden çıkıveren yersiz bir endişe… Grubun kalabalık olması sebebiyle saatler süren aramaların, tekrar tekrar dillendirilen uyarıların, insanı kendinden bile şüphelendiren soruların bu tedirginlikte payı büyük tabii: “Üzerinizde bir şey kalmadığına eminsiniz değil mi bayanlar? Ufacık bir sim kart bile sizin de bizim de başımızı yakmaya yeter!” Mahkûmlar için hazırladığımız küçük hediyeler dahi bizden ayrı alınıyor demir parmaklıklar ardına. Armağanları bizim vermemiz uygun görülmüyor. Nedenini soruyoruz, yapılan açıklama özgürlükten uzak yaşamın insana ne kadar yabancı olduğunun hepimiz için ilk işareti. Şöyle ki, mahkûmların içeride bulunduracağı kıyafet çeşidi ve sayısı bile sınırlı. Bu sebeple hediye verilecek kişiyi ihtiyaca göre cezaevi yönetimi belirliyor.

Sonrasında göz taraması için kayıtlar alınıyor ve nihayet ikinci kapıya yönlendiriliyoruz. Yolu kolayladık zannetsek de kimilerimiz için asıl ‘imtihan’ burada başlıyor. Takılar, tokalar, saatler, ayakkabılar, kemerler ve hatta kaynak saçlar bile çıkıyor! İşlemler tamamlandıktan sonra kapılar hepimizi ‘gözümüzden’ tanıyor. Yemekhaneden gelen tanıdık kokular karşılıyor bizi ilk olarak. Cezaevinin soğuk atmosferinden bir anlık da olsa uzaklaşıyoruz böylece. Ancak, henüz ilk merdivenden sonra gözümüze çarpan pencere gerçeği bağırıyor ve yeniden ortama dönüyoruz: Tel örgülerin arasından düşen yağmur tanelerini dahi yarım yamalak seyreden hayatlarla tanışmaya gidiyoruz…

Burası Türkiye’nin en büyük kadın cezaevi. Çeşitli suçlardan hüküm giymiş bine yakın mahkûm bulunuyor. Yalnızca Türk değil, 51 ülkeden, 230 yabancı uyruklu kadın var Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi’nde. Çoğunluğu Güney Afrika’dan. Sonra sırasıyla Türkmenistan, Özbekistan, Bolivya, İran gibi ülkeler geliyor. Ders aldıklarından az da olsa Türkçe biliyorlar. Kurumda hükümlülerin görev aldığı her yerde onlara da fırsat verilmiş. Yemekhane, tekstil, kütüphane, temizlik işlerinde Türk mahkûmlar gibi yabancılar da çalışıyor. Ayrıca çeşitli kurslara katılıyorlar.

Kadın her yerde kadın…

Yetkililerden aldığımız bu bilgilerle ilerliyoruz soğuk ve kasvetli duvarlar arasında. Kadınlarla buluşmamız cezaevinin kongre ve spor salonunda gerçekleşiyor. Söyleşimiz başlamadan mahkûmların kendi aralarındaki sohbetine eşlik ediyoruz. Koğuşta kısır toplantısı var belli ki. Kantinden alınacak malzemeler kararlaştırılıyor. Koğuşlarda mutfak yok, nasıl başarıyorlar peki kısır yapmayı? Cevaplarını duyunca “Kadın her yerde kadın.” diyoruz gayri ihtiyari. Bir su ısıtıcısı marifetiyle yapıyorlar her şeyi. Özellikle dışarıdan gelen hocalarla koğuşlarda gerçekleşen sohbetler, dışarıdaki ev hanımlarının programlarını aratmayacak türden. Sınırlı imkânlarla yapılan hazırlıkları duyunca şaşırmamak elde değil. Koğuşlara gelen bezelye yemeğinin taneleri yıkanıp salata oluyor, bisküvi ya da elmadan pastalar yapılıyor… Daha neler neler?

Biz çalışan kadınlar olarak oradayız ama sohbet uzadıkça anlıyoruz ki onlar da çalışan kadınlar esasında. Kimi cezaevinin yemekhanesinde, kimi tekstil ya da takı atölyesinde görevli. Sabah sekizde başlayan mesaileri akşam altıda bitiyor. İçeriyi konuşmaya alışmışlar da söz dışarıya gelince cümleler biraz hüzün yüklü. Hepsinin dilinde aynı acıklı nakarat: “Hayatı sıfırladık biz burada.” Yani dışarı çıkınca her şey yeniden başlayacak, kabullenmişler bunu. Ama ah şu sicillerine işleyen kara lekenin verdiği “Ya iş bulamazsak?” endişesi… Kâh bir arkadaş yakınlığında, kâh bir kardeş sırdaşlığında geçiyor mahkûmlarla iki saatimiz. Veda vakti geldiğinde soğuk duvarların ardında sıcacık bir anı bırakıyoruz. Cümleler duaya dönüyor, soğuk merhabalaşma yerini sarmaş dolaş ayrılığa bırakıyor.

Peki ya akıllarda kalan? Kimse ortamdan aynı hislerle ayrılmıyor elbette. Herkesin hislerine tercüman olan cümleler özel bir şirkette çalışan Demet Kömür’ün dudaklarından dökülüyor: “Orası aslında Medrese-i Yusufiye. Bu nazarla bakmalıyız cezaevinden çıkanlara. Onlar zaten imtihanını orada veriyor. Dışarı çıktıklarında destek olmak için elimizden geleni yapmalıyız.”

a.kossekoglu@zaman.com.tr

Reklamlar


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s